17 Ağustos 1999’da meydana gelen ve resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiği Marmara Depremi’nin 27’nci yılında açıklama yapan Jeoloji Mühendisleri Odası Denizli Şube Başkanı Barış Semiz, depremin doğal bir olay olduğunu, afete dönüşmesinin ise yanlış planlama ve yapılaşma kararlarının sonucu olduğunu vurguladı.
Semiz, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çekerek, “Depremlerin afete dönüşmesi kaçınılmaz değil, kader hiç değildir” dedi.
“JEOLOJİK VERİLER PLANLAMANIN TEMELİ OLMALI”
Kentlerin güvenli hale getirilmesi için yalnızca binaların sağlamlaştırılmasının yeterli olmadığını belirten Semiz, kentlerin jeolojik yapısının ortaya konulması ve mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması gerektiğini ifade etti.
Semiz, aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi ve taşkın gibi tehlikelerin belirlenerek imar ve arazi kullanım kararlarının bilimsel veriler doğrultusunda alınması gerektiğini söyledi.
Jeolojik-jeoteknik etütlerin bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Semiz, bu çalışmaların “can ve mal güvenliğinin temeli, sağlıklı ve güvenli yerleşimlerin güvencesi” olduğunu kaydetti.
“RANT ODAKLI DÖNÜŞÜM OLMAZ”
Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesine indirgenmemesi gerektiğini belirten Semiz, dönüşüm süreçlerinde deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması çağrısında bulundu.
Semiz, riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığını ifade etti.
Jeoloji Mühendisleri Odası olarak mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini ve yapı ile zemin denetim sistemlerinin güçlendirilmesini talep eden Semiz, afet yönetiminde anlayış değişikliğine ihtiyaç olduğunu belirtti.
Semiz, açıklamasını şu vurguyla tamamladı: “Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet ve deprem öncesinde riskleri azaltan bütünleşik bir afet yönetimine geçilmek zorundadır. Bilimin ve mühendisliğin gereklerini yerine getirmek bir tercih değil, kamusal sorumluluktur.”