Milletvekili Gülizar Bicer Karaca, 17 Şubat’ın Cumhuriyetin eşit yurttaşlık ilkesinin en somut temsili olduğunu belirtti.
Medeni Kanun’un evlilikten mirasa, mülkiyetten boşanma hakkına kadar yaşamın temel alanlarında kadınlar için eşitlik iddiasını hukuki güvenceye kavuşturduğunu kaydeden Karaca, “Bu kanun, özel hayatın dinsel otoriteden arındırılması ve kadın için şiddete, terke, mülksüzleştirmeye karşı somut bir güvenlik hattı oluşturması açısından tarihi öneme sahiptir” dedi.
KADIN, AİLENİN EKLENTİSİ DEĞİL HUKUKUN MUHATABI
Karaca, Medeni Kanun’un kadını korunacak bir varlık ya da ailenin eklentisi olmaktan çıkarıp hukukun doğrudan muhatabı haline getirdiğini vurguladı.
Tek eşlilik, resmi nikâh, boşanmada ve mirasta eşitlik gibi düzenlemelerle “ev içi” alanın bir hak alanı olarak tanımlandığını ifade eden Karaca, “Kadını himaye nesnesi olmaktan çıkarıp hak öznesi olarak kuran bu yaklaşım, terk edilişin, yoksun bırakılışın, mirastan silinmenin kader diye sunulmasına karşı kamu gücünün hukuk kapısı aralamasıdır” diye konuştu.
MEDENİ KANUN, KADINLARIN YURTTAŞLIK SÖZLEŞMESİDİR
Medeni Kanun’un yalnızca teknik bir aile hukuku metni olmadığını belirten Karaca, kanunun kadınların yurttaşlık statüsünü güvence altına alan temel eşitlik sözleşmesi niteliği taşıdığını söyledi.
Her tartışmanın kadınların yaşam hakkı, ekonomik güvencesi, eşit temsiliyeti ve toplumsal konumunu doğrudan ilgilendirdiğini kaydeden Karaca, “Medeni Kanun’a yönelik her tartışma, kadınları hapsetmeye varacak her politika biz kadınların haklarını hedef almaktadır” ifadelerini kullandı.
ATATÜRK’ÜN MİRASI: KADINLARIN KURTULUŞU
Karaca, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 5 Aralık 1934’teki sözlerini hatırlatarak, “Tarih, Türk inkılâbını anlatırken, bunun bir kurtuluş olduğunu en başta söyleyecektir. Bu kurtuluşun çeşitli aşamaları içinde de, özellikle kadınların kurtulmasını anacaktır” dediğini aktardı.
Kadınların yurttaşlığa çıkışının hukukun en gündelik dilinde gerçekleştiğini belirten Karaca, 17 Şubat 1926’nın bu kurtuluşun en kalıcı basamaklarından biri olduğunu vurguladı.
LAİKLİK VE EŞİTLİK ZEMİNİ VURGULANDI
Milletvekili Karaca, eşitliğin ancak laiklik zemini sağlam kaldığında hayat bulabileceğini ifade etti.
TBMM’nin 1926’daki hamlesini modernleşmenin yanına kadınların adıyla, soyuyla, malıyla, boşanma ve miras hakkıyla kamusallığa kabulü olarak tanımlayan Karaca, bugün gelinen noktada normların kırılganlığının iktidar dili ve pratikleriyle görüldüğünü söyledi.
KAZANILMIŞ HAKLAR TARTIŞMAYA AÇILMAYACAK
Karaca açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bizler her türlü hak ihlallerine, ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe karşı mücadele edenleriz. Laiklikten ödün vermeden, hukuk devletinin yerini üstünlerin hukukunun almasına direnen Cumhuriyet kadınları olarak yürüyoruz. 17 Şubat’ın yıldönümünde hatırlatıyoruz: Kazanılmış haklarımızı tartışmaya açtırmayacağız. Eşit yurttaşlık, demokratik laik hukuk düzeni ve kadınların kamusal hayattaki varlığının vazgeçilmezliğini her platformda dile getireceğiz.”