Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin, insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olan cüzzamın (lepra, Hansen hastalığı) günümüzde modern tıbbın sunduğu imkânlarla kontrol altına alınmış bir hastalık olduğunu belirtti. Cüzzamın, aside dirençli bir basil tarafından oluşturulan, başta periferik sinir sistemi olmak üzere cilt ve üst solunum yolu mukozasını etkileyen kronik bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metin, “Yüzyıllar boyunca yanlış inanışlar nedeniyle korkulan bu hastalık genetik değildir ve sanılanın aksine bulaşıcılığı oldukça düşüktür. Basilin üreme hızı yavaştır ve hastalık uzun bir kuluçka dönemine sahiptir. Günümüzde uygulanan çoklu ilaç tedavileriyle hem tedavi edilebilmekte hem de kısa sürede bulaştırıcılığı ortadan kaldırılmaktadır” dedi.
Tecritten Bilimsel Tedaviye Uzanan Tarih
Cüzzamın tarihsel sürecine de değinen Prof. Dr. Metin, Bizans döneminden Osmanlı’ya uzanan süreçte hastaların “Miskinler Tekkesi” ya da leprozori adı verilen izole alanlarda yaşamlarını sürdürdüklerini hatırlattı. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte cüzzamla mücadelenin devlet politikası haline geldiğini belirten Metin, 1930’lu yıllarda çıkarılan yasal düzenlemeler ve Elazığ başta olmak üzere kurulan hastanelerle sistemli bir yapının oluşturulduğunu kaydetti.
Cüzzamla Mücadelenin Kahramanları
Ulusal mücadelenin en önemli isimlerinden birinin Doç. Dr. Etem Utku olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metin, “Etem Utku, cüzzamlı hastalara yalnızca hekim olarak değil, insan olarak yaklaşmış; onları ‘kardeşlerim’ diye anmıştır. 1957 yılında Ankara Cüzzam Savaş ve Araştırma Derneği’ni kurmuş, Lepra Eğitim ve Araştırma Enstitüsü’nün açılmasına öncülük etmiştir. 1964 yılında Van ve Hakkâri’de yürütülen tarama çalışmaları sırasında geçirdiği trafik kazası sonucu görev şehidi olmuştur” ifadelerini kullandı. Metin, Prof. Dr. Ahmet Akçaboy, Prof. Dr. Atıf Taşpınar, Prof. Dr. Mazhar Osman ve Prof. Dr. Türkan Saylan’ın da Türkiye’de cüzzamla mücadelenin bilimsel ve insani temellerini atan isimler arasında yer aldığını belirtti.
DSÖ Kriterlerinin Altına Yıllar Önce İnildi
Türkiye’nin, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği 10 bin nüfusta 1 vakanın altına düşme hedefini yıllar önce yakaladığını belirten Prof. Dr. Metin, “Sağlık Bakanlığı verilerine göre kayıtlı hasta sayısı oldukça düşüktür ve yeni vaka insidansı durma noktasına gelmiştir. Mevcut hastaların büyük çoğunluğu aktif hastalık dönemini geride bırakmış, tedavi sonrası sekeller nedeniyle takip edilen bireylerdir” dedi. Tedavide kullanılan ilaçların Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz sağlandığını hatırlatan Prof. Dr. Metin, “Cüzzam artık ülkemiz için korkulacak bir halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkmıştır. Bugün öncelikli hedefimiz, hayatta kalan hastaların yaşam kalitesini artırmak ve toplumsal damgalamayı tamamen ortadan kaldırmaktır” diye konuştu.