Eğitim-İş Sendikası, Cumhuriyetin laik, bilimsel ve kamusal eğitim ilkelerinin kuşatma altında olduğunu savunduğu bir rapor hazırladı. Sendika temsilcileri, verilerin siyasi tercihlerin sonucu olduğunu belirterek eğitim sistemindeki sorunların sistematik bir dönüşümün parçası olduğunu ifade etti. Bugün Türkiye genelinde alanlarda olduklarını duyuran Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik eleştirilerini de dile getirdi. Rapor, eğitimdeki sıkıntıların münferit olaylar olmadığını, ekonomik, ideolojik ve yapısal boyutları bulunan bir sürecin sonucu olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ KAYIPLARI
Sendika, son dört ayda öğretmenlerin yaşamını yitirdiğini açıkladı. İstanbul’da Fatma Nur Çelik, Kahramanmaraş’ta Ayla Kara ve Ağrı’da Irmak Koparan öğretmenlerin isimlerini vererek okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekti. Eğitim-İş, MESEM kapsamında en az 19 çocuğun yaşamını yitirdiğini, çok sayıda çocuğun da yaralandığını kaydetti. Sendika sözcüleri, “Sayın Bakan, siz başarı hikâyeleri anlatırken biz son dört ayda öğretmenlerimizi toprağa verdik” diyerek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslendi.
EKONOMİK YÜK AİLELERE BİRAKILIYOR
Raporda, parasız eğitim ilkesinden uzaklaşıldığı ve eğitim harcamalarının velilerin omuzlarına yüklendiği belirtildi. Devlet okullarında “bağış”, “aidat” veya “kayıt parası” adı altında 10 bin ile 100 bin lira arasında ödemeler talep edildiği ifade edildi. Ailelerin tek çocuk için 65 bin liraya varan masraflarla karşı karşıya kaldığı, giyim ve kırtasiye giderlerinin neredeyse bir asgari ücrete denk geldiği kaydedildi. OECD ve PISA verilerine göre her beş öğrenciden birinin yoksulluk riski taşıdığına işaret eden sendika, ücretsiz okul yemeği ve temiz içme suyu taleplerinin karşılanmadığını vurguladı. Özel okulların oranının yüzde 2’den yüzde 20’ye yükseldiği, bazı özel okul ücretlerinin 2 milyon lirayı aştığı bilgisi de raporda yer aldı.
LAİK EĞİTİM VE İDEOLOJİK UYGULAMALAR
Eğitim-İş, bilimsel ve laik eğitimin gerilediğini savundu. “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin eleştirel düşünceyi ve bilimsel eğitimi geri plana ittiğini belirtti. Sendika, ÇEDES ve benzeri projelerle okulların pedagojik formasyonu olmayan din görevlileri ve çeşitli yapıların faaliyet alanı haline getirildiğini ifade etti. Devlet okullarının tarikat ve cemaatlerle ilişkili olduğu bilinen dernek ve vakıflarla yapılan protokoller yoluyla laik niteliğinden uzaklaştırıldığını kaydetti. Bu uygulamaların Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na aykırı olduğu görüşünü dile getirdi.
EĞİTİM DIŞI KALAN ÇOCUKLAR VE MESEM
MEB verilerine göre ilkokulda her 100 çocuktan 5’inin, ortaokulda 9’unun, lisede 12’sinin örgün eğitim dışında kaldığı belirtildi. Açık öğretim ve MESEM öğrencileriyle birlikte bu sayının 1,5 milyona yaklaştığı kaydedildi. Sendika, MESEM’in çocukları eğitimden uzaklaştırarak ucuz iş gücüne dönüştürdüğünü ve çocuk emeği sömürüsünü artırdığını savundu. “Çocukların yeri işyerleri değil okullardır” ifadesini kullandı.
ÖĞRETMENLERE YÖNELİK UYGULAMALAR
Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenlerin unvan ve ücret açısından ayrıştırıldığı, akademi uygulamasının yeni sorunlar yarattığı belirtildi. Mülakat mağdurlarının haklarının gasp edildiği, özel okul öğretmenlerinin güvencesiz ve düşük ücretli çalışmaya mahkum edildiği ifade edildi. Hak arayan öğretmenlere baskı uygulandığını savunan Eğitim-İş, “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” kampanyasında toplanan imzaları Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim ettiklerini açıkladı.