Prof. Dr. Topsakal, Ramazan ayının manevi yönüne dikkat çekerken, kronik hastalığı bulunan bireyler için orucun ciddi riskler barındırabileceğini belirtti. Topsakal, “Diyabet hastalarında uzun süreli açlık kan şekerinin tehlikeli düzeylere düşmesine (hipoglisemi) ya da iftar ve sahurda yapılan hatalar nedeniyle aşırı yükselmesine (hiperglisemi) yol açabilir. Özellikle Tip 1 diyabetlilerde diyabetik ketoasidoz gibi hayati riskler gelişebilir. Uzun süre susuz kalmak da böbrekleri zorlayarak sıvı kaybına neden olur. Bu nedenle her diyabet hastası için oruç güvenli değildir” dedi.
KİMLER ORUÇ TUTABİLİR, KİMLER TUTMAMALI?
Kan şekeri diyet ve egzersizle iyi kontrol edilen, organ hasarı bulunmayan, genellikle kısa süredir Tip 2 diyabeti olan ve tek doz ağızdan ilaç kullanan hastaların, doktor onayı ve ilaç düzenlemesi sonrası oruç tutmayı deneyebileceğini ifade eden Topsakal, Ramazan’dan en az 1–2 ay önce mutlaka hekim kontrolü gerektiğini söyledi. Buna karşılık; insülin kullanan Tip 1 diyabetliler, çoklu doz insülin ihtiyacı olanlar, gebelikte diyabeti bulunanlar, kan şekeri kontrolü kötü olanlar, sık hipoglisemi yaşayanlar, böbrek, göz veya sinir hasarı gelişmiş hastalar ile ağır fiziksel işte çalışan diyabetliler için orucun ciddi risk taşıdığını ve önerilmediğini belirtti. Topsakal, “İslam dini de sağlığı riske atmayı uygun görmez” ifadelerini kullandı.
SAHUR VE İFTARDA DOĞRU BESLENME HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
“Oruç tutmasına izin verilen hastalar için sahur vazgeçilmezdir” diyen Prof. Dr. Topsakal, sahura kalkmadan oruç tutulmasını kesinlikle önermediğini belirtti. Sahurda beyaz ekmek ve şekerli gıdalar yerine tam tahıllar, yulaf ve bulgur gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Topsakal, yumurta, peynir, yoğurt, süt ve ceviz gibi protein kaynaklarının mutlaka tüketilmesini önerdi. Aşırı tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılması ve yeterli su içilmesi gerektiğini söyledi. İftarda ise ani ve aşırı yüklenmenin en büyük hata olduğuna dikkat çeken Topsakal, “Orucu 1–2 hurma ve suyla açtıktan sonra kısa bir ara verilmeli, ardından çorba ile devam edilmelidir. Ana yemekler ızgara, haşlama ya da fırında pişmiş et, tavuk veya balık; bol salata ve az miktarda kompleks karbonhidrat içermelidir. Hamur işleri, kızartmalar ve şerbetli tatlılardan uzak durulmalıdır” dedi.
KAN ŞEKERİ TAKİBİ İHMAL EDİLMEMELİ
İftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmesi ve gerekirse küçük, sağlıklı ara öğünler yapılabileceğini belirten Topsakal, oruç sırasında kan şekerinin 70 mg/dl’nin altına düşmesi ya da 300 mg/dl’nin üzerine çıkması halinde orucun mutlaka bozulması gerektiğini ifade etti. Terleme, titreme ve baş dönmesi gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Topsakal, “Kan şekeri ölçmek orucu bozmaz. İftar ve sahurda ölçüm yapılmalı, ilaç ve insülin dozları mutlaka hekim önerisine göre düzenlenmelidir. Unutulmamalıdır ki sağlık her şeyden önce gelir” diye konuştu.