Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 oranında büyüdüğünü hatırlatan Değirmenci, küresel talep koşulları, finansman maliyetleri ve jeopolitik riskler dikkate alındığında bu büyüme oranının istikrar açısından önemli olduğunu ifade etti. Ancak büyümenin kompozisyonunun, önümüzdeki dönem için dikkatle analiz edilmesi gereken önemli mesajlar içerdiğini belirtti.

“Büyümenin Niteliği En Az Oranı Kadar Önemli”

Büyümenin daha çok iç talep ve hizmetler sektörü kaynaklı gerçekleştiğine dikkat çeken Doğan Değirmenci, sanayi üretiminin sınırlı kaldığını ve ihracatın büyümeye yeterli katkı sunamadığını söyledi. Bu yapının kısa vadede denge sağlayabileceğini ancak orta ve uzun vadede dış ticaret dengesi ile rekabet gücü açısından riskler oluşturduğunu dile getirdi.

Whatsapp Image 2026 03 05 At 01.00.23

“Sanayi ve İhracat Vazgeçilmezdir”

Kolak Mahallesi’nde iftar sofrasında gönül birliği
Kolak Mahallesi’nde iftar sofrasında gönül birliği
İçeriği Görüntüle

Sanayi üretimi ve ihracatın Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Değirmenci, “Üretim ve ihracat; döviz kazandırır, istihdam yaratır ve cari dengeyi güçlendirir. Özellikle tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun ve yüksek ihracat kapasitesine sahip sektörler, ülkemizin küresel tedarik zincirindeki konumunu belirleyen temel alanlardır” dedi. Son dönemde küresel talepteki yavaşlama, artan maliyetler ve finansmana erişim koşullarının ihracatçı firmalar açısından yönetilmesi gereken başlıca unsurlar haline geldiğini ifade eden Değirmenci, fiyat istikrarı, kur dengesi ve finansmana erişimin üretim kapasitesini destekleyecek şekilde uyumlu ilerlemesi gerektiğini kaydetti.

Dört Öncelikli Alan

BASİAD olarak sürdürülebilir büyüme için dört temel başlığa dikkat çektiklerini belirten Değirmenci, üretim yatırımlarının uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmanla desteklenmesi gerektiğini söyledi. İhracatçı sektörlerin küresel rekabet gücünü zayıflatmayacak kur ve maliyet dengesinin sağlanmasının önemine değinen Değirmenci, katma değerli üretim, markalaşma ve tasarım yatırımlarının teşvik edilmesi ile enerji ve girdi maliyetlerinde öngörülebilir ve rekabetçi bir yapının oluşturulmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

“Potansiyel Büyük, Güce Dönüşmesi Üretimle Mümkün”

Açıklamasının sonunda Türkiye’nin sürdürülebilir refah artışının; üretim kapasitesinin güçlenmesine, sanayinin ekonomideki payının artmasına ve ihracatın büyümeye daha fazla katkı sağlamasına bağlı olduğunu ifade eden Doğan Değirmenci, kamu ve özel sektör iş birliğiyle üretim ve ihracat temelli büyüme modelinin desteklenmesinin ekonomik dayanıklılığı artıracağını söyledi. Değirmenci, “Türkiye’nin potansiyeli büyüktür. Bu potansiyelin kalıcı güce dönüşmesi üretimle mümkündür” ifadelerini kullandı.