Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, basın mensuplarıyla Beyaz Kafe’de düzenlenen buluşmada Türkiye’nin gündemindeki fon krizine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin son dönemde çok ağır süreçlerden geçtiğini belirten Çavuşoğlu, fon krizinin yalnızca paralarını kaybeden insanların yaşadığı bir mağduriyet olmadığını, kamu kaynakları, vergiler ve ülkenin geleceği açısından da ele alınması gereken bir konu olduğunu söyledi.
Çavuşoğlu, Denizli’deki mağdur sayısına ilişkin rakamı ise Türkiye genelindeki mağduriyet üzerinden yaptığı oranlamayla açıkladı.

“600 BİN MAĞDUR VARSA DENİZLİ’DE 7 BİN 500 KİŞİ”
Çavuşoğlu, Denizli’de yaklaşık 7 bin 500 kişinin mağdur olduğu yönünde tahminde bulunarak; “En son bir araya geldiğimizden bu yana Türkiye, tarihinde görülmemiş büyük badireler içerisinden geçiyor. Büyük olaylara tanıklık ediyoruz. Bu büyük olayların sonunda maalesef kaybeden yine şehrimin ve ülkemin vatandaşları oluyor. Bunu bir kez daha gördük.
Kontrol edilebilecek bir sürecin kontrol dışı bırakılması neticesinde bugün yüz binlerce insanımızın mağdur olduğu bir fon kriziyle baş başayız. Bunları öncelikli görmemiz ve önemsememiz gerekiyor. Çünkü bunlar bu şehrin ve bu ülkenin kaynaklarıdır.
Denizli, Türkiye’nin seksende biridir. Türkiye’de ne varsa seksende biri bizde vardır. Bu anlamda fon krizinde yaklaşık 600 bin civarında insan mağdur olduysa, benim şehrimde de 7 bin 500 insan mağdur olmuştur.
Bu bir tahmindir. Türkiye genelindeki mağduriyet üzerinden Denizli’nin nüfusu ve ülke içerisindeki ağırlığı üzerinden ortaya çıkan bir rakamdır. Ama bu rakamın arkasında gerçek insanların, gerçek ailelerin ve gerçek mağduriyetlerin olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bu mağduriyetlerin farklı oranları da vardır ve bu çok önemlidir. Kimisi cebindeki son kuruşuyla, kimisi miktarını bilemediği kadar parasıyla mağdur olmuştur. Mağduriyetin kendisini nasıl yarattığı da önemlidir. Bunun özellikle şehrin hafızasında yer etmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.

İSİM VERMEDİ, YÜKSEK MİKTARLARA DİKKAT ÇEKTİ
Çavuşoğlu’nun açıklamasında Denizli açısından dikkat çeken bir diğer bölüm ise kentteki bazı yüksek meblağlı para hareketlerine ilişkin sözleri oldu.
Herhangi bir isim vermeyen Çavuşoğlu, bazı kişilerin ellerindeki veya fonlarda bulunan paraların miktarlarının kamuoyunda tartışıldığını belirterek, söz konusu rakamların kaynağının ve hareketlerinin araştırılabileceğini savundu.
Çavuşoğlu, isim vermeden yaptığı değerlendirmede; “Biz biliyoruz ki bu ülkenin kaynaklarını sömürenler birer birer ortaya çıkacak. Ama benim vatandaşım da bunun takipçisi olmak zorundadır.
En güzeli de şehrimizde yaşıyoruz. Şehrimizde düşünün ki bizim hayallerimizin bile ulaşamayacağı miktarlardan haberi olmayan birileri var. İddia edilen rakam da kimsenin bildiği bir rakam değildir.
Buradan çağrı yapıyorum: Bu kolaydır. O günün kuruşu, bugün fon hesaplarına yatırdığınız paranın ne evrakını gösterirsiniz? Kaç gün öncesi ise kaç gün sonrasıyla çıkar.
Bu şehir bilir: 250 milyon fonda parası kalmış 500 milyon mu, yoksa bir ay önce 2,5 milyar yatırıp 250 milyonunu mi çekmiş? Böyle büyük bir para…
2,5 milyar dediğiniz zaman, dün Genel Başkan da anlattı, bu rakam öyle bir rakam değildir. Hani bizim köydeki Ayşe teyzemin dediği 2-2,5 milyar değil. Bu rakam ne oluyor? Katlanıyor herhalde. Eski parayla katılıyorum. Ben bile bilemiyorum artık. Ben de sayıyorum: 230 katrilyondan bahsediyoruz. Sadece fazla paradan bahsediyoruz. Bu paranın da sadece görünen kısmından bahsediyoruz.” dedi.

“BEN 1 MİLYON 60 BİN KİŞİNİN VEBALİNİ OMUZUMDA TAŞIYORUM”
Fon krizinin kendisini doğrudan ilgilendirdiğini belirten Çavuşoğlu, belediye başkanı olarak Denizli’de yaşayan insanların haklarını savunmakla yükümlü olduğunu söyledi.
“Ben isyan ediyorum” diyen Çavuşoğlu; “Yüce Rabbim büyüktür. Böyle yolculuklara çıkıp hepimizin yarınlarını çalmışlardır. Ben isyan ediyorum. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı olarak isyan ediyorum.
Niye isyan ediyorum biliyor musunuz? Çünkü ben 1 milyon 60 bin kişinin vebalini omuzumda taşıyorum. Onlar bu şehirde beni, bu şehrin kaynaklarını doğru düzgün, ahlaklı kullansın diye başkan seçtiler.
Bunun yanında üç maymunu oynayıp ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ deme şansım yoktur. Çünkü ben onların tercümanı olmak zorundayım.
Ben çocuğuna kıyafet alamadığı için intihar etmek zorunda kalan babanın sesi olmak zorundayım. Daha iki gün önce emeklilik vaadiyle dolandırılan 58 yaşındaki, hayatına son veren vatandaşın sesi olmak zorundayım.
Çünkü bu sömürülen, bu ortadan kaldırılan, bu dışarıya götürülen, bilmediğimiz paraların bizim huzurlu ve mutlu bir geleceğimizi çaldığını da bilmemiz gerekiyor.” dedi.
“DENİZLİ’NİN PAYINA DÜŞEN PARA İKİ KAT OLURDU”
Çavuşoğlu, yüksek miktardaki para hareketlerinin ülke ekonomisine ve dolayısıyla yerel yönetimlerin kaynaklarına da etkisi olduğunu savunarak; “Bu çalınan paralar yüzünden bu şehrin kaynakları, bu şehrin paraları yok oluyor. Bize düzgün bir şekilde, sistem içerisinde bu paralar hareket etmiş olsaydı, Denizli Büyükşehir’in payına düşen para iki kat olurdu. Ben bu şehre iki kat daha fazla hizmet ederdim.
Yani bunu söylemek benim siyaset yaptığım anlamına gelmez; benim şehrimin sokağında yaşayan herkesin hakkını savunduğum anlamına gelmesi gerektiğini herkesin bilmesi gerekir.” dedi.
“BANA ‘SEN KARIŞMA, BELEDİYE YÖNET’ DİYORLAR”
Çavuşoğlu, belediye başkanı olarak yalnızca belediye hizmetlerinden değil, kentte yaşayan insanların karşılaştığı sorunlardan da kendisini sorumlu gördüğünü belirterek; “Artık dur dememiz gerekiyor. Artık öyle bir hâle geldi ki bu şehirde ve bu ülkede hiçbirimizin, bakın yıllardır söylüyoruz, ‘Bugün belediyelere el koyanlar, yarın sizin malınıza da el koyarlar’ dediğimizde hiç kimse bize inanmamıştı. Bugün geldiğimiz nokta burasıdır.
Fon aracılığıyla bütün cebimizdeki paraları alıyorlar. Şehrimde 7 bin 500 insana dolandırmışlar. Ne verileceği belli değil, nasıl verileceği belli değil. Farz edin ki faizleriyle verdiler ya da temettüleriyle verdiler; bu defa da yine bizim paramızı vermiş olacaklar.
Bir başkası dolandıracak, yine şehrimin ve ülkemin insanının üzerinden, vergileriyle ödemiş olduğu paralardan tahsil edecekler.
Onun için şehrimin ve ülkemin artık ayağa kalkma zamanı gelmiştir. Hesap sorma zamanı gelmiştir. Geleceklerine sahip çıkmak isteyen herkesin ve her kesimin bu anlamda bu duruma ses çıkarıyor olması gerekir.
Bize diyorlar ki: ‘Başkanım sen karışma, aman ha, sen belediye yönet.’ Kardeş, ben sorumlu sahibiyim. Sizin hepinizin, bu şehirde yaşayan herkesin vebali benim omuzumdadır.” dedi.
ÇİFTÇİDEN EMEKLİYE: “BU PARALARIN BEDELİNİ YİNE VATANDAŞ ÖDÜYOR”
Ekonomik sistemde ortaya çıkan kayıpların sonunda faturanın yine vatandaşa çıktığını savunan Çavuşoğlu, özellikle çiftçinin üzerindeki maliyet baskısına dikkat çekerek; “Benim tarımda üreten çiftçim, bu dolandırılanlar, giden paralar, fondan çekilen paralar yüzünden 100 TL’ye mazot alıyor. Niye? Üzerindeki vergi yükünü kim ödüyor? Vergiyi biz ödüyoruz. Kime gidiyor bizim ödediğimiz vergiler? Biz bir yere gidiyor sanıyoruz; meğerse bir koyup milyar götürenlere gidiyormuş.
Şimdi yeni moda bu oldu. Hırsızı yakaladığınız zaman elindekini verince suçtan kurtuluyor..
Şimdi yeni moda bu: Fonda fonlamış eski bakan yakalanmış, ‘Ben parayı geri veriyorum’ diyor. Kimse kapısını bile çalmıyor. Ne var böyle hırsızlık? Biz hırsızları niye cezaevine atıyoruz o zaman?
Hırsızlar yakalandığı zaman malları verdiğinde cezadan kurtuluyorsa, o zaman herkes hırsızlık yapar. Yani herkes derken yanlış anlaşılmasın; ahlakı buna uygun olanlar yapar.” dedi.
“OYUNUN KURALLARI KİŞİYE GÖRE DEĞİŞİRSE TOP OYNAMAYA GEREK YOK”
Çavuşoğlu, açıklamasının devamında hukuk ve kurumların işleyişine yönelik eleştirilerini futbol benzetmesi üzerinden sürdürerek; “Artık hırsızın kim olduğu da belli değil. Seçilmiş de, kazandığınızı da çalıyorlar. Yani artık belediyelere çöküyorlar. Böyle bir dünya yoktur.
Seçmen iradesiyle ortaya çıkmış bir iradenin, yani bir anda değiştirme sürecini de yaşıyoruz. Bunlar doğru değildir. Hep beraber hakkımızı savunmamız lazımdır.Bugün dünya üzerinde böyle bir örneği yoktur.
Bir gecede artık herkes yer değiştirir oldu. Yani oyunun kuralları kişiye göre değişmeye başladığı sürece top oynamaya gerek yoktur.” dedi.
“22 SENENİN SONUNDA GELDİĞİMİZ YER BURASI”
Çavuşoğlu, Türkiye’deki kurumların işleyişine ilişkin eleştirilerini “bataklık” benzetmesiyle sürdürerek; “Arkadaşlar, 22 senenin sonunda geldiğimiz yer neresi biliyor musunuz? Her yeri çürümüş ve her yeri kokuşmuş bir bataklıkta yaşıyoruz.
Nereye elinizi atarsanız: Fon diyorsunuz, elinizde kalıyor; SPK diyorsunuz, elinizde kalıyor; borsa diyorsunuz, elinizde kalıyor; hakem diyorsunuz, elinizde kalıyor; federasyon diyorsunuz, elinizde kalıyor; maliye diyorsunuz, elinizde kalıyor.
Aklınıza ne gelirse, yerel yönetimler diyorsunuz, elinizde kalıyor. Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yoktur.” dedi.
“HUKUK HERKESE LAZIM OLACAK”
Konuşmasının sonunda hukukun herkes için eşit şekilde işlemesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, vatandaşların yaşanan gelişmelere karşı sessiz kalmaması gerektiğini söyleyerek; “Onun için hepimizin görevi, arkadaşlar, bir sesimizi çıkaracağız. Biz bugün üstümüze düşeni de yapacağız, görevimizi de yapacağız, yanlışa da yanlış diyeceğiz. Bunu hep beraber korumak zorundayız.
İşte bunu koruyamadığınız zaman birileri gelip kavram kadar zengin olur, hukuk ona dokunmazsa, o zaman her iktidar kendi adamını yaratır.
Her zaman söylediğim gibi: Bugün gönül muktedirleri, yarın bir başkası muktedir olduğunda da hukuk onlara da lazım olacaktır. Onun için hep beraber sahip çıkmamız gerekir.” dedi.





