Denizli’de uzun yıllar boyunca mikrofonuyla sokağın nabzını tutan Sema Yurdakul, “Sema ile Denizliaktüel” programıyla bu kez sağlık alanında merak edilen konuları gündeme taşımaya devam ediyor. Programın son bölümünde çocuklarda genel anestezi altında diş tedavileri ele alınırken, konunun hem tıbbi hem de psikolojik boyutu değerlendirildi.
Özellikle genel anesteziyle gerçekleştirilen diş tedavileriyle ilgili ailelerde oluşan endişelerin ele alındığı programda, riskin yalnızca anestezi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Tedavi öncesinde çocuğun sağlık geçmişinin eksiksiz paylaşılması, işlemin uygun sağlık koşullarında yapılması ve ebeveynlerin çocuk üzerindeki kaygı yansımalarına dikkat etmesi gerektiği belirtildi.
DİŞ HEKİMİ AKKOL: “GÜVENLİ ORTAM VE DOĞRU BİLGİLENDİRME ŞART”
Diş Hekimi Dt. Tülay Akkol, genel anestezi altında yapılan diş tedavisinde diş hekiminin görevinin çocuğun ağız ve diş tedavisini gerçekleştirmek olduğunu, anestezi uygulamasının ise anestezi uzmanı tarafından yürütüldüğünü belirtti.
İşlemin acil müdahalenin hızlı şekilde yapılabileceği uygun bir sağlık kuruluşunda gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çeken Akkol, ailelerin de tedavi öncesinde çocuklarının sağlık durumuyla ilgili tüm bilgileri eksiksiz şekilde hekimlerle paylaşması gerektiğini söyledi.
Akkol, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Çocuklarda ağız ve diş tedavisinde genel anestezi uygulandığında ortaya çıkabilecek risklerde hekimin olumsuz anlamda işaret edilmesi bence çok yanlış. Çünkü hekim mesleğini yapıyor ve diş tedavisini gerçekleştiriyor. Genel anestezi, anestezi uzmanı eşliğinde, tam teşekküllü bir hastanede uygulanıyor. Diş hekiminin oradaki tek görevi, çocuğun ağız sağlığını korumaktır.
Burada eğer bir sorumluluk aranacaksa, öncelikle ailelerin çok doğru ve eksiksiz anamnez vermesi gerekir. Çocuğun geçirdiği hastalıklar, mevcut sağlık problemleri, alerjik reaksiyonları olup olmadığı net bir şekilde aktarılmalıdır. Yapılan ortamın uygun şartları karşılayıp karşılamadığı da büyük önem taşır.
Bazen randevu günü çocuğun grip veya enfeksiyon geçirdiğini öğreniyoruz. Aile ‘sadece burnu akıyor’ diyebiliyor. Oysa bu, önemsiz bir ayrıntı değildir. Bu nedenle doktora çok iyi bir ön bilgi verilmelidir.
Genel anesteziyi bir kenara bırakalım; normal anestezik solüsyonda, ağız spreyinde, göz damlasında, yüzümüze sürdüğümüz kremde, yani her türlü kimyasalda risk vardır. Önemli olan gerekli anamnezin alınması, doktorla çok iyi işbirliği yapılması ve acil müdahalenin çok hızlı yapılabileceği bir sağlık kuruluşunda işlem gerçekleştirilmesidir. Tüm tahliller yapılsa ve çocuğun bilinen bir alerjisi olmasa bile o sırada alerjik reaksiyon gelişebilir. Önemli olan, bu reaksiyon oluştuğunda ilk dakikalarda müdahale edilebilecek bir ortamda olunmasıdır.”
Akkol ayrıca ailelerin kendilerine verilen anamnez ve onam formlarını dikkatle okumaları, gerekli tahlilleri zamanında yaptırmaları ve tedavi öncesinde hekim tarafından verilen beslenme gibi önerilere eksiksiz uymaları gerektiğini belirtti.
KURBAN: “ÇOCUĞA VEREBİLECEĞİNİZ EN BÜYÜK KONFOR SİZİN SAKİNLİĞİNİZ”
Programın psikolojik boyutunda ise Psikolojik Danışman Merve Nur Kurban, ailelerin çocuklarının genel anestezi altında tedavi görecek olması nedeniyle korku ve endişe yaşamasının doğal olduğunu söyledi.
Kurban, bu korkunun gerekli tedavinin ertelenmesine neden olmaması gerektiğini belirterek, ilerlemiş diş sorunlarının çocuğun yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.
Kurban, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Haberlerde bu talihsiz ve üzücü olayları gördüğünüzde hissettiğiniz yoğun korku, endişe ve ‘Acaba evladımı riske mi atıyorum?’ düşüncesi son derece insani bir tepkidir. Koruma içgüdüsüyle ortaya çıkar. Kimse bu panik duygusu yüzünden kendini yetersiz bir ebeveyn gibi hissetmemelidir.
Ancak ebeveynlik, çocuğu bir cam fanusun içinde yetiştirmek değildir. Onun sağlığı ve geleceği için doğru kararları alabilmektir. Bu kararları da alanında uzman hekimlerle birlikte almak çok kıymetlidir.
‘Ağız ve diş sağlığından korkuyoruz’ diyerek tedaviyi ertelemek veya görmezden gelmek sorunu çözmez. İlerlemiş bir diş enfeksiyonu çocuğa çok daha fazla zarar verebilir; uyku kalitesini düşürebilir, okul başarısını etkileyebilir ve psikolojik iyi oluşunu olumsuz etkileyebilir. Tıbbi bir gereklilik doğduğunda ebeveynin adım atması, çocuğu riske atmak değildir; tam tersine çocuğun yaşam kalitesini koruma sorumluluğudur.
Bu süreçte çocuğa yaklaşım da büyük önem taşır. Çocuklar ebeveynlerinin bir yansımasıdır. Ebeveyn ne kadar sakin, kararlı ve emin durursa, çocuk da klinik ortamını o kadar güvenli bir alan olarak algılar. Çocuğunuza verebileceğiniz en büyük konfor sizin sakinliğiniz olacaktır.”
ÇOCUĞUN YANINDA KAYGIYI ARTIRACAK SÖZLERDEN KAÇININ
Programda çocukla iletişim konusunda da ailelere önemli uyarılar yapıldı. Dt. Akkol, tedavi öncesinde çocuğun yanında “acımayacak”, “korkmayacaksın” gibi ifadelerin iyi niyetli olsa da çocuğun zihninde korkulacak bir durum olduğu düşüncesini oluşturabileceğini belirtti.
Çocukların ebeveynlerinin ses tonundan, davranışlarından ve bakışlarından kaygıyı kolaylıkla hissedebildiğini ifade eden Akkol, ailelerin tedavi sürecinde sakin ve doğal davranmasının önemli olduğunu söyledi.
Programda ayrıca ailelerin sosyal medya ve video platformlarında yer alan doğrulanmamış içeriklerden etkilenmek yerine, çocuklarının tedavisiyle ilgili kararları doğrudan ilgili sağlık profesyonellerinden alacakları bilgiler doğrultusunda vermeleri gerektiği vurgulandı.





