Denizli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut, The Emporia Hotel’de düzenlenen basın toplantısında 2026 yılının ilk yarısını ekonomi açısından değerlendirdi. Küresel krizlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Turgut, mevcut ekonomik politikaların tek başına yeterli olmayacağını savunarak üretim, yatırım ve teknoloji odaklı yeni bir yol haritası çağrısında bulundu.

Whatsapp Image 2026 07 08 At 12.46.04 (1)

“DÜNYA HER SABAH YENİ BİR KRİZLE UYANIYOR”

Konuşmasına ocak ayında yaptıkları değerlendirmeyi hatırlatarak başlayan Turgut, küresel belirsizliklerin giderek derinleştiğini söyledi.

2025 yılının zor bir yıl olduğunu hatırlatan Turgut; “Ocak ayında yaptığımız basın toplantısında 2025 yılını değerlendirirken, dünyada dengelerin el değiştirdiği, kaynak paylaşımında kuralsızlıkların yaşandığı, askeri ve ekonomik savaşların öne çıktığı çok zor bir dönemden geçtiğimizi ifade etmiştik. Aradan geçen altı ayda bu tablo daha da ağırlaştı. Bugün her sabah ülkemizi, bölgemizi ve dünyayı etkileyen yeni bir problemle uyanıyoruz. İstikrar ve güven kavramlarının neredeyse unutulduğu bir süreç yaşıyoruz” dedi.

Whatsapp Image 2026 07 08 At 12.46.03

“İRAN SAVAŞI KÜRESEL EKONOMİYİ ETKİLEDİ”

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan gerilimin küresel ekonomiyi doğrudan etkilediğini belirten Turgut, “Ateşkes ilan edilmiş olsa da tam olarak ne olduğu tarif edilemeyen, karşılıklı tehdit ve çatışmaların sürdüğü bir tablo var. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, arz daralması ihtimali ve bunun tüm sektörlerde maliyetleri artırma riski ilk altı ay boyunca sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın gündemindeydi” dedi.

“EKONOMİNİN GÜNDEMİ ÜRETİM OLMALIYDI”

Türkiye’nin zaten kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olduğunu ifade eden Turgut, ülke gündeminin üretim yerine siyasi tartışmalarla meşgul edildiğini belirterek; “Zaten hassas dengeler üzerinde yürüyen ekonomimiz bu süreçten en fazla etkilenen ülkelerden biri oldu. Yurt içinde odağımızda siyasi çekişmeler, mutlak butlan tartışmaları, cumhurbaşkanlığı seçimi ve belediyeler gibi başlıklar yer aldı. Oysa DESİAD’a göre ülkenin gerçek gündemi üretim, ihracat, yatırım, teknoloji, hız, kalite ve katma değer olmalıydı. Bu konuların geri plana itilmesi hepimiz adına önemli bir kayıptır” dedi.

“SIKI PARA POLİTİKASI BEKLENEN SONUCU VEREMEDİ”

Üç yıldır uygulanan ekonomi programını değerlendiren Turgut, enflasyonla mücadelede istenilen seviyeye ulaşılamadığını vurgulayarak; “Üç yıldır enflasyonla mücadele amacıyla uygulanan sıkı para politikaları ve finansal araçlarla faizi ve enflasyonu aşağı çekme çabası, yaşanan küresel ve bölgesel gelişmeler nedeniyle beklenen ivmeyi yakalayamadı” dedi.

“DENİZLİ İHRACATTA GÜCÜNÜ KORUYOR”

Pompada Tabelalar Değişiyor! “Motorine 1,31 Liralık Artış“
Pompada Tabelalar Değişiyor! “Motorine 1,31 Liralık Artış“
İçeriği Görüntüle

Denizli’nin ihracat performansına da değinen Turgut, kentin üretim gücünü koruduğunu ancak rakamların doğru okunması gerektiğini belirterek; “Denizli yılın ilk altı ayında 2 milyar 450 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye’de 8’inci sırada yer aldı. Türkiye genelinde ise ilk altı aylık ihracat yüzde 3,6 artışla 136,1 milyar dolara, son 12 aylık ihracat ise 277,9 milyar dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak bu rakamları sadece artış olarak değerlendirmek doğru olmaz” dedi.

“ENFLASYON DÜŞÜYOR AMA HEDEFE HÂLÂ UZAĞIZ”

Haziran ayı enflasyon verilerini değerlendiren Turgut, mücadelenin süreceğini ifade ederek; “Haziran ayında aylık enflasyon yüzde 0,99 gerçekleşti. Yıllık TÜFE ise yüzde 32,11 seviyesinde kaldı. Bu tablo enflasyonla mücadelenin devam edeceğini ve hedeflenen sonuçlardan hâlâ uzak olduğumuzu gösteriyor” dedi.

“SANAYİDEKİ KAYIP HİZMET SEKTÖRÜYLE GİZLENİYOR”

İstihdam verilerinin yüzeysel değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Turgut, sanayi istihdamındaki gerilemeye dikkat çekti.

Sanayide istihdam kaybının inşaat ve hizmet sektöründen kapandığını vurgulayan Turgut; “Toplam istihdam rakamlarımız korunuyor, hatta sınırlı artışlar görüyoruz. Ancak detaylara baktığımızda sanayideki istihdam kaybının inşaat ve hizmet sektöründeki artışla telafi edildiğini görüyoruz. Özellikle bilişim, yazılım, eğitim ve sağlık gibi nitelikli alanlar dışındaki hizmet sektörlerinde, kafe çalışanlığı ya da market kasiyerliği gibi işlerde görülen artışın geleceğe taşıdığı anlam maalesef olumsuzdur” dedi.

“KUR POLİTİKASI İHRACATÇIYI OYUN DIŞINA İTİYOR”

Faiz ve döviz politikalarını da değerlendiren Turgut, mevcut kur seviyesinin ihracatçı üzerinde baskı oluşturduğunu söyleyerek; “Haziran ayında politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. İçinde bulunduğumuz coğrafya ve şartlar düşünüldüğünde bunu olumlu karşılıyoruz. Ancak döviz tarafında uygulanan politika ihracatçıyı oyun dışına itiyor. Enflasyonun çok altında kalan ve yıllık yaklaşık yüzde 20 seviyesinde artışa izin verilen kur politikası baskıyı artırmaya devam ediyor” dedi.

“RAKAMLARIN GÖRÜNMEYEN TARAFINA BAKMALIYIZ”

Ekonomik göstergelerin yalnızca açıklanan verilerden ibaret olmadığını belirten Turgut, “Bu rakamları ilgili kurumlar zaten açıklıyor. Bizim bakmamız gereken bunların görünen ve görünmeyen tarafıdır. İhracattaki artışı, büyüme rakamlarını ve istihdam verilerini doğru okumalıyız. ISO 500 şirketlerinin finansman giderlerinin kârlılığı eritmesi, konkordato sayıları, icra takipleri, sanayinin milli gelir içindeki payı, sektörlerin kârlılık oranları ve ihracatın büyümeye negatif katkısı birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

“KALICI ÇÖZÜM ÜRETİM VE TEKNOLOJİDİR”

Ekonomide kalıcı çözümün üretimden geçtiğini vurgulayan Turgut, mevcut yöntemlerin tek başına yeterli olmayacağını ifade ederek; “Yüksek ateşle mücadele eden bir hastaya yapılan tedavi nasıl sadece belirtileri ortadan kaldırıyorsa, bugün uygulanan yöntemler de ekonominin temel sorunlarını çözmüyor. Kök nedenleri çözmeden aynı tabloyu yeniden yaşarız. Belirsizliğin kalıcı hale geldiği bir dünyada sadece ekonomik verileri değil, ülkemizin bağımsızlığını ve geleceğini de düşünmek zorundayız. Güçlü olmak için üretmek zorundayız. Bugünü ve yarını okuyabilen bir planlamayla teknoloji merkezli sanayiyi odağımıza almalıyız” dedi.

“TEKNOLOJİ DEVRİMİNİ KAÇIRIRSAK GELECEĞİMİZİ KAYBEDERİZ”

Türkiye’nin yeni bir kalkınma hikâyesine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Turgut, “Bu ülke sanayi devrimini kaçırdı. Teknoloji devrimini kaçırırsak geleceğimizi kaçırırız. Günlük siyasi tartışmalar yerine bütün enerjimizi bilimin ve aklın ışığında çalışmaya ayırmalıyız. Kendi aramızda al-sat yaparak geleceğimizi güvence altına alamayız. Konuşmamız ve yapmamız gereken yatırım, teknolojiye dayalı üretim, katma değer, inovasyon ve marka yolculuğudur. Mevcut yöntemlerle enflasyonla mücadelede gelinen nokta budur. Bundan sonra yalnızca faiz ve kur politikalarıyla ilerlemek olumlu sonuç vermeyecektir. Kalıcı çözüm yatırım yapmak, üretimi artırmak, arzı güçlendirmek ve maliyetleri düşürmektir. Tarımda ve turizmde sahip olduğumuz potansiyeli sonuna kadar değerlendirmeliyiz. Finansal hedeflere ulaşmaya çalışırken reel sektörü ihmal etmek, uzun vadede ülke ekonomisinin temelini zayıflatır. Artık yeni bir kalkınma hikâyesini yazmanın ve bunu hayata geçirmenin zamanı gelmiştir” dedi.