Eğitim-İş Şube Başkanı Gökhan Okulu, YÖK’ün 6 Kasım 1981 tarihinde kurulmasının 45. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. YÖK’ün 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteleri merkezi bir denetim altında tutmak amacıyla oluşturulduğunu savunan Okulu, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti.

“YÖK, 12 EYLÜL REJİMİNİN MİRASIDIR”

YÖK’ün kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gökhan Okulu, 12 Eylül askeri darbesinin üniversiteler, akademisyenler ve öğrenciler üzerinde baskı oluşturduğunu ileri sürdü. Darbe gecesi dönemin yöneticisi Kenan Evren’in yaptığı açıklamaları hatırlatan Okulu, YÖK’ün kurulmasıyla birlikte üniversitelerde merkezi denetimin kurumsallaştırıldığını ifade etti.

YÖK’ün kuruluşunu takip eden ilk üç yıl içerisinde binden fazla öğretim üyesinin üniversitelerden uzaklaştırıldığını belirten Okulu, bu dönemde bilimsel, akademik ve siyasi faaliyetlerin sıkıyönetim koşullarında sınırlandırıldığını savundu. Okulu, söz konusu uygulamaların üniversitelerin özgür bilim üretme işlevini etkilediğini dile getirdi.

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BARINMA VE BESLENME SORUNLARI

Üniversite öğrencilerinin bugün karşı karşıya kaldığı ekonomik ve sosyal sorunlara da açıklamasında yer veren Okulu, özellikle barınma sıkıntısı ve yemekhane ücretlerindeki artışa dikkat çekti. Öğrencilerin eğitim hayatlarını sürdürürken temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Okulu, barınma ve beslenme sorunlarının yükseköğretimin önemli gündem başlıkları arasında bulunduğunu ifade etti.

Kampüslerde uygulanan güvenlik politikalarını ve öğrencilere yönelik baskı iddialarını da eleştiren Okulu, öğrencilerin eğitim haklarını kullanırken çeşitli engellerle karşılaştığını öne sürdü. Üniversitelerin öğrencilerin özgürce eğitim alabildiği, düşüncelerini ifade edebildiği ve bilimsel faaliyetlere katılabildiği kurumlar olması gerektiğini kaydetti.

AKADEMİK ÖZGÜRLÜK ENDEKSİ VE ÜNİVERSİTE SIRALAMALARINA DİKKAT ÇEKTİ

Açıklamasında Türkiye’nin uluslararası yükseköğretim göstergelerine de değinen Gökhan Okulu, 2025 Akademik Özgürlükler Endeksi verilerini gündeme getirdi. Okulu, Türkiye’nin söz konusu endekste 0,12 puanla Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında son sırada yer aldığını belirtti.

URAP tarafından hazırlanan 2025-2026 üniversite sıralamasına da değinen Okulu, Türkiye’den hiçbir üniversitenin ilk 500 içerisinde bulunmadığını ifade etti. Bu verilerin mevcut yükseköğretim politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini savunan Okulu, akademik özgürlüklerin üniversitelerin temel unsurlarından biri olması gerektiğini vurguladı.

“ÜNİVERSİTELER DEMOKRATİK VE ÖZERK OLMALIDIR”

Denizli Tandır Kebabı Dünyanın Dört Bir Yanından Misafir Ağırlıyor
Denizli Tandır Kebabı Dünyanın Dört Bir Yanından Misafir Ağırlıyor
İçeriği Görüntüle

Eğitim-İş olarak YÖK’ün kaldırılmasını savunduklarını belirten Gökhan Okulu, üniversitelerin siyasi müdahalelerden bağımsız, demokratik ve özerk kurumlar olarak yeniden yapılandırılması çağrısı yaptı. Akademik ve idari özerkliğin anayasal güvence altına alınması gerektiğini ifade eden Okulu, üniversite yönetimlerinin kurumların kendi seçtiği temsilcilerden oluşmasını istedi.

Öğrencilerin barınma ve beslenme haklarının da kamusal güvence altına alınması gerektiğini dile getiren Okulu, yükseköğretim sisteminde akademik özgürlüklerin esas alınmasını talep etti. Eğitim-İş Şube Başkanı Gökhan Okulu, açıklamasını “Bilim özgür, üniversiteler özerk olmalıdır” çağrısıyla tamamladı.