Genel Sağlık-İş Sendikası Denizli Şube Başkanı Kazım Boyacıoğlu yaptığı açıklamada, Hazineye ait birçok taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı belirti. Açıklamada, kullanılan “tasarruf”, “program”, “gelir ortaklığı” ve “ekonomiye kazandırma” gibi kavramların, özünde kamu taşınmazlarının mülkiyet ve tasarruf rejimlerinin değiştirilmesi anlamına geldiği ifade edildi.

Akbaş Barajı’nda Seviye Zirveye Yaklaştı
Akbaş Barajı’nda Seviye Zirveye Yaklaştı
İçeriği Görüntüle

Boyacıoğlu, bu süreçlerin yalnızca ekonomik çerçevede ele alınamayacağını belirterek, “Kullanılan kavramlar ‘tasarruf’, ‘program’, ‘gelir ortaklığı’ veya ‘ekonomiye kazandırma’ olsa da; konu özünde kamuya ait taşınmazların mülkiyet ve tasarruf rejimlerinin değiştirilmesi ve bunun toplum yararı üzerindeki etkileridir” ifadelerine yer verdi.

ANAYASA VE KANUN VURGUSU

Açıklamada, Anayasa’nın devleti sosyal bir hukuk devleti olarak tanımladığı hatırlatılarak, kamu varlıklarının yönetiminde yalnızca bütçe geliri veya piyasa değeri yaklaşımının yeterli olmayacağı belirtildi. Kamu hizmetleri, toplumsal ihtiyaçlar ve uzun vadeli kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı.

Boyacıoğlu, “Bu ilke kamu varlıklarının yönetiminin yalnızca ‘bütçe geliri’ veya ‘piyasa değeri’ mantığıyla ele alınamayacağı; kamu hizmetleri, toplumsal ihtiyaçlar ve uzun vadeli kamu yararı gözetilmek zorunda olduğu anlamına gelir.” Dedi. Ayrıca, özelleştirme süreçlerinin kanunilik, kamu yararı, ölçülülük, şeffaflık ve denetlenebilirlik kriterlerine uygun yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun ile 4706 sayılı Kanun’a da atıfta bulunulan Boyacıoğlu, bu düzenlemelerin kamu yararı çerçevesinde uygulanmasının zorunlu olduğu belirtildi. “Kamu gücü kullanımı, her halükârda hukuk devleti sınırları içerisinde ve dürüstlük kuralına uygun biçimde kullanılmalıdır” ifadeleri kullandı.

“KAMU MALLARI ŞİRKET VARLIĞI DEĞİLDİR”

Sendikanın itirazının yatırım ya da verimlilik tartışması olmadığına dikkat çeken Boyacıoğlu, “Bizim itirazımız, soyut bir ‘yatırım’ veya ‘verimlilik’ tartışması değildir. İtirazımız; toplumun ortak varlığı niteliğindeki kamu taşınmazlarının, Anayasal ilkelerden koparılarak yalnızca kısa vadeli gelir hedeflerine indirgenmesi riskinedir.” Dedi.

Boyacıoğlu, söz konusu işlemlerle ilgili olarak kamu yararı gerekçelerinin somut, ölçülebilir ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmasını talep etti. Ayrıca tüm taşınmaz listelerinin kamuoyuyla paylaşılması, sağlık ve sosyal hizmetlerle bağlantılı alanlarda kamu hizmeti önceliğinin güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak, gerekli durumlarda idari başvuru ve yargısal denetim yollarının kullanılacağını belirtti.