Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış, Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sağlığın yalnızca hastalıkların tedavi edilmesiyle sağlanamayacağını belirten Acımış, hastalıkların ortaya çıkmadan önce önlenmesi ve sağlıklı yaşam koşullarının oluşturulmasının halk sağlığının temel unsurlarından olduğunu ifade etti.
“Sağlığımız Evlerimizde, Okullarımızda Ve Çevremizde Şekilleniyor”
Toplum sağlığının yalnızca hastanelerde belirlenmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Acımış, sağlığı etkileyen koşulların günlük yaşamın her alanında bulunduğunu belirtti. Acımış, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sağlık yalnızca hastalıkların doğru şekilde tedavi edilmesiyle sağlanamaz. Hastalıkları ortaya çıkmadan önce önlemek, bireylerde sağlıklı yaşam davranışlarını geliştirmek ve toplumun genel sağlık düzeyini yükseltmek de sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Bir toplumun sağlığı yalnızca hastanelerde şekillenmez. Sağlığımız; evlerimizde, okullarımızda, işyerlerimizde, sokaklarımızda ve içinde yaşadığımız çevrede belirlenir.” Aşılama, anne ve çocuk sağlığı, kanser taramaları, kronik hastalıkların erken tanı ve takibi, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, tütün kontrolü, ruh sağlığı, çevre sağlığı ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesinin koruyucu sağlık yaklaşımının temel başlıkları olduğunu belirten Acımış, birinci basamak sağlık hizmetlerinin de bu süreçte önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.
“Sağlıkta Eşitlik Vazgeçilmez”
Toplum sağlığının yalnızca bireysel tercihler üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Acımış, insanların yaşadığı sosyal ve ekonomik koşulların da sağlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Acımış, yoksulluk, işsizlik, eğitim olanakları, çalışma koşulları, yaş, engellilik, barınma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıkların sağlık sonuçlarını etkileyebildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Acımış, bu konuda şöyle konuştu: “Sağlıkta eşitlik, toplum sağlığının vazgeçilmezidir. Toplumdaki herkes aynı koşullarda yaşamıyor. Yoksulluk, işsizlik, eğitim olanakları, çalışma koşulları, yaş, cinsiyet, engellilik, yaşanılan bölge, barınma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıklar insanların sağlıklarını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle sağlıkta eşitsizliklerin azaltılması ve hiçbir bireyin sağlık hakkından geride kalmamasının sağlanması, temel bir halk sağlığı sorumluluğudur.”
İklim Değişikliğine Dikkat Çekti
Çevre sağlığının toplum sağlığı açısından giderek daha önemli hale geldiğini belirten Acımış, aşırı sıcaklar, hava ve su kirliliği, orman yangınları, seller ve diğer afetlerin toplum sağlığını etkileyen faktörler arasında bulunduğunu ifade etti. Temiz hava, güvenli su, sağlıklı gıdaya erişim ve güvenli çevrede yaşamanın sağlık hakkının bir parçası olduğunu belirten Acımış, halk sağlığı politikalarının bu alanları da kapsaması gerektiğini vurguladı.
Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Vurgusu
Prof. Dr. Acımış, halk sağlığının güçlendirilmesinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Aşılama, kanser taramaları, kronik hastalıkların takibi, gebelik ve çocukluk dönemi izlemleri, sağlık danışmanlığı ve sağlık risklerinin erken belirlenmesi gibi çok sayıda koruyucu hizmetin birinci basamakta yürütüldüğünü belirten Acımış, güçlü bir halk sağlığı sistemi için birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Vatandaşlara Çağrı
Halk sağlığının yalnızca sağlık çalışanlarının ve kurumların sorumluluğunda olmadığını ifade eden Acımış, vatandaşlara da koruyucu sağlık konusunda çeşitli çağrılarda bulundu. Acımış; aşıların zamanında yaptırılması, yaş ve risk grubuna uygun kanser taramalarına katılım, düzenli fiziksel aktivite, yeterli ve dengeli beslenme, tütün ve nikotin ürünlerinden uzak durulması, ruh sağlığına önem verilmesi ve gereksiz antibiyotik ve ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti. Bilgi kirliliğine karşı sağlık bilgilerinin bilimsel ve güvenilir kaynaklardan edinilmesi gerektiğini de vurgulayan Acımış, çocukların, yaşlıların, engellilerin ve diğer kırılgan grupların sağlık hakkının gözetilmesi çağrısında bulundu. Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış, Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmeyi şu sözlerle tamamladı: “3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası vesilesiyle, toplumun tüm kesimlerini sağlığın korunması ve geliştirilmesi konusunda ortak sorumluluk almaya davet ediyorum. Bir hekim olarak biliyorum ki hastalıkları tedavi etmek kadar, hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek de büyük önem taşıyor. Sağlığımızı korumak; yalnızca bugünümüz için değil, çocuklarımızın ve gelecek nesillerin sağlığı için de atabileceğimiz en önemli adımlardan biridir. Çünkü sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır.”





