Eğitim-Sen Şube Başkanı Hüseyin Özdemir, Türkiye’de çocukların okula aç gittiğini belirterek; “Yeterli beslenememekten kaynaklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri sağlıklı olmuyor. Çocuk ve gençler eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamıyor” dedi. Yoksul ve emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere kız çocukları ile kırsal kesimde yaşayan çocukların eğitime erişimde sorunlar yaşadığını söyleyen Özdemir, “Bölgesel, cinsel, sınıfsal gibi eşitsizlikler derinleşti. Çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamakta, eğitime erişim, anadilinde eğitim gibi sorunların varlığını sürdürmekte ve eğitim sistemi bilimsel ilkelerden uzaklaşmıştır. Okullarda dini eğitim ağırlık kazanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak yürüttüğü projeler ve imzalanan ‘iş birliği’ protokolleri, okulları çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların etkinlik ve faaliyet alanı haline getirdi.” Dedi.

DEPREM BÖLGESİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Açıklamada 6 Şubat depremlerinin yaşandığı bölgede eğitim öğretimde yaşanan sorunların daha da ağırlaşmasının beraberinde geldiği belirtilerek, “Deprem nedeniyle birçok okul yıkıldı ve hasar gördü. Az hasarlı olan ve nisan ayında açılan okullara, eylülde başlanan tadilat nedeniyle eğitim öğretim aksamış çok sayıda öğrenci bu durumdan olumsuz etkilendi. Orta hasarlı bazı okulların durumu hala belirsizliğini koruyor. Okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri giderilmedi, kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve taşımalı eğitimden kaynaklı sorunların çözümlenmedi.” denildi.

Egekaf’a Binlerce Öğrenci Katıldı Egekaf’a Binlerce Öğrenci Katıldı

“ÇEDES PROJESİ LAİK EĞİTİM VE LAİK YAŞAMA YÖNELİK AÇIK BİR TEHDİTTİR!”

ÇEDES’ın eğitim ve Laik yaşama açık bir tehdit olduğunu belirten Özdemir, “Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme kaygı verici boyuta ulaşmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi” (ÇEDES Projesi) laik eğitim anlayışına açıktan meydan okuma anlamına gelmektedir. Türkiye’nin dört bir yanındaki okullarda öğrenciler ÇEDES kapsamında cami gezilerine ve namaza götürülmekte, öğrencilere mezarlık temizliği yaptırılmakta, din görevlileri okullara gelerek dini konularda seminerler vermektedir. 

2021 Aralık ayında Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle mesleki eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılması ve meslek lisesi öğrencilerinin işletmelerde ucuz iş gücü olarak kullanılmasının önü açılmıştır. Çocukların ucuz iş gücü olarak çalıştırılıp  kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasının bir yolu parçası olan MESEM'in çarkları, çocukların bir gün okula gittiği diğer günler işletmelerde staj adı altında çalıştırılması şeklinde işlemektedir. Uygulama kapsamında çocuklara asgari ücretin üçte biri oranında staj ücreti verilirken, bu ücretin üçte ikisi kamu kaynaklarından karşılanmaktadır. Böylelikle çocukların emeği, patronlara siyasi iktidar tarafından adeta peşkeş çekilmektedir. Çocuk işçiliğinin devlet eliyle meşrulaştırılması anlamı taşıyan bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir” diye konuştu.

“HER 100 ÖĞRETMENDEN 85’İNİN ATAMASI YAPILMAMIŞTIR”

Kamu kaynaklarının çeşitli teşvikler üzerinden özel okullara aktarıldığını belirten Özdemir, “Türkiye'de özel öğretimin örgün eğitim içindeki payı 2002’de yüzde 1,9 iken, 2023’te yüzde 9,3’e yükselmiştir. Özel okulların devlet okullarına oranı ise yüzde 23,5’a ulaşmış durumdadır.  Lakin devlet okullarının fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri giderilmemiş, kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve taşımalı eğitimden kaynaklı sorunlara çözüm üretilmemiştir. Mülakata dayalı sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulaması sürmektedir. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ‘eşit işe eşit ücret’ uygulamasına aykırı adımlar atılmış, aynı işi yapan öğretmenler kariyer basamakları üzerinden faklı ücretlendirilerek ayrıştırılmıştır. Bugüne kadar KPSS’ye giren her 100 öğretmenden 85’inin ataması yapılmamıştır. Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin kariyer basamakları üzerinden yapay olarak ayrıştırıldığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.” Dedi.