“Japonya ve Türkiye: İki Ülke Arasındaki Deprem Felaketlerini Önleme Farklılıkları” başlıklı konferans, Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi Fatma Yıldız Salonu’nda yapıldı. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, afet bilincinin artırılması ve deprem risklerine karşı farkındalık oluşturulması hedeflendi.
Programa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali Marım, TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk, Mimarlar Odası Denizli Şube Başkanı Tuğba Acar Panayır, mimar ve mühendisler ile vatandaşlar katıldı. Etkinlikte Japonya’nın deprem yönetimi deneyimleri ile Türkiye’deki uygulamalar karşılaştırmalı olarak ele alındı.

BAŞKAN VEKİLİ MARIM: “DEPREM KADER DEĞİL”
Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali Marım, konuşmasında Denizli’nin birinci derece deprem bölgesi olduğunu hatırlatarak, depremin her an gelebileceği bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Marım, “Türkiye’de depremi tanımayan hiçbir vatandaşımız yok, depremi tanımayan hiçbir hükümetimiz de yok, ama önlem konusunda yeterince önlem aldık mı almadık. Biz Türkiye'de her şeyi Allah'a havale ediyoruz, bizim Japonlardan farkımız orada din inancının teknolojiye ve bilime esir olmaması, etkili olmaması. Biz teknolojiden ve bilimden çok kadere inanıyoruz. Bu bir kader değildir. İnsan geleceğini kendi tayin etmek zorunda” ifadelerini kullandı. Marım, sağlıklı ve dirençli yapıların inşası için üniversitelerdeki teknik bilgi birikiminin ortak akılla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

TMMOB KOORDİNATÖRÜ ÖZTÜRK: “TOPLUMSAL BİR SORUMLULUK”
TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşayan bir coğrafyada bulunduğunu ifade ederek, depremin engellenemeyeceğini ancak bilim, mühendislik ve doğru planlamayla kayıpların en aza indirilebileceğini söyledi. Öztürk, “Depremle mücadele yalnızca teknik bir mesele değildir, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk, kamusal bir görev ve ortak bir bilinç meselesidir. Japonya’nın uygulamaları ve yaklaşımları bizler için son derece değerli bir bilgi ve tecrübe kaynağıdır” dedi.

YOSHİNORİ MORİWAKİ’DEN 35 YILLIK TECRÜBE
35 yıldır Türkiye’de çalışan ve Türkçe’yi ders almadan öğrenen Yoshinori Moriwaki, sunumunda iki ülkenin bayrak, kültür, dil ve depremsellik açısından benzerliklerine dikkat çekti. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın dünyanın en aktif faylarından biri olduğunu belirten Moriwaki, Türkiye’de dört levha (Arap, Anadolu, Karadeniz ve Ege) bulunduğunu, Japonya’nın ise Kuzey Amerika plakasında yer aldığını açıkladı. Moriwaki, Fransa ve Almanya gibi tek levha ülkelerinde deprem riskinin düşük olduğunu ifade etti.

KÜLTÜREL BENZERLİKLER VE TEK FARK
Moriwaki, eve ayakkabıyla girilmemesi, yer sofrasında yemek yeme gibi kültürel benzerliklere işaret ederek, “Ama maalesef bir tane depreme karşı biz de aynı acıyı yaşıyoruz. Her zaman depremi gelebilir, böyle düşünmek lazım” dedi. Ellerle dua etmenin iki millette de ortak olduğunu belirten Moriwaki, “Dua yapmada farkımız var, biz önce tedbirimizi alıp ondan sonra dua yaparız. Bakıyorum Türkiye’de insanlar hiçbir şey yapmadan duaya sığınıyor. Benzer noktalar çok var ama burada fark var diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

DENİZLİ İÇİN DEPREM UYARILARI
Moriwaki, depremin ne zaman ve nerede olacağından ziyade her zaman hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı. Denizli’nin Ege Levhası’nda yer aldığını, bu bölgede Kuzey Anadolu veya Doğu Anadolu Fay Hatları gibi uzun fay hatları olmadığını belirten uzman, “Ege tarafında faylar ince ince ve kısa. Onun için çok büyük depremi beklemiyorum. Yine de bölge 1. deprem kuşağında, alüvyonlu zeminlerde bilhassa yapılaşma dikkatli yapılmalı” uyarısında bulundu. Moriwaki, yapı denetiminin uygulanmaya başlamasından sonra inşa edilen ve tam denetimli yapıların sağlam olduğunu da sözlerine ekledi.





