Merkezefendi Belediye Meclisi’nin kasım ayı toplantısı, Meclis Birinci Başkanvekili Fatma Atıcı başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantının açılışında söz alan siyasi parti grup başkanvekilleri, Şeniz Doğan’ın tutuklanmasıyla sonuçlanan soruşturma sürecini farklı yönleriyle değerlendirdi. Konuşmalarda hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi ve belediyenin kurumsal işleyişi öne çıktı.

“ŞENİZ DOĞAN DERHAL SERBEST BIRAKILMALI”
Yeni Parti Grup Başkanvekili Ramazan Türkaslan, Doğan’ın tutuklanmasını Merkezefendi halkının iradesine yönelik bir darbe olarak değerlendirdi. Tutuklama tedbirinin uygulanış biçimini eleştiren Türkaslan, hukuki usullerin ihlal edildiğini savunarak; "Merkezefendi halkının helal oylarıyla, yüzde 60'a yakın yüksek bir teveccühle seçilmiş olan belediye başkanımız Sayın Şeniz Doğan'ın adalet ve hukuk ilkeleriyle bağdaşmayan bir süreç sonunda tutuklanmış olması sadece şahsına ve partimize değil, doğrudan Merkezefendi halkının iradesine vurulmuş ağır bir darbedir. Bizler hukukun üstünlüğüne inanan, yargısal süreçlerin bağımsızlığına saygı duyan bir siyasi geleneğin temsilcileriyiz. Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız durum, hukuki bir süreçten ziyade en temel soruşturma usullerinin açıkça ihlal edildiği, adaletin adeta siyasi bir araç olarak kullanıldığı kaygı verici bir tablo çizmektir. Yaşadığı, hizmet ettiği şehir belli olan, çağrıldığında hemen adalete hesap vermekten çekinmeyen, kamuoyunun gözü önündeki bir belediye başkanının en son başvurulması gereken tutuklama tedbiriyle hürriyetinden mahrum bırakılması hukuki değildir. Tutuklama bir ceza değil, bir tedbirdir. Bu tedbirin bu şekilde uygulanması, peşinen mahkumiyet algısı yaratma çabasından başka bir şey değildir. Soruşturma usullerinin en temel kaidesi, bir kişinin suçu kanıtlanana kadar masum olduğu gerçeğidir. Ancak henüz ilk aşamalarda uygulanan bu haksız tutuklama ve ardından şimşek hızıyla gelen görevden uzaklaştırma kararları idari ve hukuki teamülleri baştan aşağı zedelemiştir. Elbette meclis üyeleri, şunu çok net bilmenizi isteriz: Yeni Parti grubu olarak bu haksızlığa karşı sessiz kalmayacağız. Adalet mülkün temelidir; adalet bir gün ona gölge düşürenlere de lazım olacaktır. Soruşturma usulleri ihlal edilerek adeta bir siyasi itibar suikastına dönüştürülen bu haksız tutuklama kararına karşı en güçlü protestomuzu burada, Merkezefendi halkının irade merkezinden ilan ediyoruz. Belediye Başkanımız Şeniz Doğan halkın kalbindedir ve görevine, yani hak ettiği adalet tecelli edene kadar hukuki haklarımızı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Merkezefendi Belediyesi'nin ve halkının haklarını hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz. Belediye Başkanımız Şeniz Doğan, adalet bir an önce tecelli ettikten, bu usulsüzlükler terk edildikten sonra serbest bırakılmalı; usulsüzlüklere ve haksız uygulamalara son verilerek derhal görevine dönmelidir." dedi.

“BELEDİYE HİZMETLERİ AKSAMAMALI”
AK Parti Grup Başkanvekili Yavuz Aki, soruşturma sürecine saygı duyulması gerektiğini belirtirken belediyenin kurumsal yapısının kişilere bağlı olmaması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 350 bin kişiyi temsil ettiklerini hatırlatan Aki, kamu kaynaklarının korunması ve şeffaf yönetim çağrısı yaparak; “Son günlerde belediyemizle ilgili yaşanan gelişmeler hepimizi derinden üzmüştür. Rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma iddialarıyla yürütülen soruşturmalar, Merkezefendi'nin ve belediyemizin kamuoyundaki itibarını ciddi şekilde zedelemiştir. Hukuki sürece saygı duymalıyız, ancak hukuki sürece saygı duymak kamu adına sorumluluklarımızı yerine getirmemize engel değildir; bizim görevimiz de tam olarak budur, bugüne kadar bu sorumluluğumuzu yerine getirdik. Belediyeler şahısların değil milletin kurumlarıdır; belediyenin kaynakları, bütçesi, araçları, arsaları ve bütün imkanları vatandaşımızın emanetidir. Bu emaneti korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün yaşanan gelişmelerden hareketle bazı konuların özellikle altını çizmek istiyorum: Birincisi, belediyemizin kurumsal yapısı ve hizmetleri hiçbir şekilde kişilere bağlı kalmamalıdır; yönetimde yaşanan gelişmeler nedeniyle vatandaşın aldığı hizmetler aksamamalıdır. İkincisi, belediyenin bütün mali işlemlerinde, ihalelerinde, imar uygulamalarında, ruhsat süreçlerinde şeffaf ve hesap verilebilir olunmalıdır; kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı konusunda vatandaşın aklında en ufak bir soru işareti kalmamalıdır. Üçüncüsü, Merkezefendi'nin geleceğine ilişkin kararlar şahsi çıkarlar ve günübirlik siyasi hesaplarla değil, uzun vadeli bir şehircilik anlayışıyla alınmalıdır. Bugün Merkezefendi'nin çözümü bekleyen çok önemli meseleleri vardır; önceliğimiz ve enerjimizi bu sorunların çözümüne harcamamız gerekiyor. Merkezefendi'nin kaybedecek ne bir kuruşu ne de bir günü dahi yoktur, bunun öncelikle bilinmesini isterim. Bu nedenle bugün yaşadığımız gelişmelerden gerekli dersleri çıkarmalı, belediyemizin kurumsal itibarını yeniden güçlendirmeliyiz ve vatandaşlarımızın güvenini yeniden kazanacak bir yönetim anlayışını hakim kılmalıyız. Sözlerimi tamamlarken şunu da ifade etmek istiyorum: Bizler gelip geçiciyiz; makamlar, görevler ve siyasi unvanlar geçicidir. Ancak bu şehirde yaşayan insanlarımız, çocuklarımız ve gelecek nesillerimiz kalıcıdır. Bizim bugün alacağımız kararlar yarın çocuklarımızın yaşayacağı Merkezefendi'yi şekillendirecektir. Hepimizin ortak sorumluluğu daha yaşanabilir, daha güvenli, daha şeffaf ve daha güçlü bir Merkezefendi'yi inşa etmektir." dedi.

ATICI SAĞDUYU VE BİRLİK ÇAĞRISI
Meclis Başkanvekili Fatma Atıcı, yaşanan sürecin herkesi üzdüğünü belirterek soruşturma dosyasındaki gizlilik kararına dikkat çekti. Doğrulanmamış bilgiler üzerinden tartışma yürütülmemesini isteyen Atıcı, belediye hizmetlerinin sürdürülmesi için ortak çalışma çağrısında bulundu.

Atıcı, şöyle konuştu:
"Soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunduğundan dolayı dosyanın içeriği hakkında yorum yapmaktan, doğrulanmamış bilgiler hakkında tartışmaktan ve bunlar hakkında tartışma açmaktan özellikle kaçınmanızı rica ediyorum. Bu kötü sürecin sağlıklı olarak ilerlemesi hepimizin ortak temennisidir. Bizim Merkezefendi meclisinin üyeleri olarak hepimizin sorumluluğu, Şeniz Başkan'ın Merkezefendi hemşehrilerine vermiş olduğu hizmet sözünü en iyi şekilde yerine getirebilmek ve bu beklentileri karşılamaya devam etmektir. Biz tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte bu sorumluluğun bilincindeyiz. Bu süreçte meclisimizin sağduyusuna ve ortak çalışma iradesine inanmaktayım. Bu sebepten dolayı da gereksiz tartışmalardan kaçınarak, özellikle hassas davranarak, hukuki süreci de baltalamadan, soruşturmanın gizliliğini göz önünde bulundurarak öncelikle Merkezefendi ilçemize, bize emanet edilen bu ilçeye hizmet etme yolunda birlik beraberlik çağrısı yapıyorum."

“ADALET BASKIYLA SAĞLANMAZ”
CHP Grup Başkanvekili Bilal Duran ise Şeniz Doğan ve belediye bürokratlarına yönelik süreci eleştirdi. Yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini vurgulayan Duran, masumiyet karinesinin korunması çağrısında bulundu. Duran, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Adalet baskıyla sağlanmaz. Hukukun siyasi hesaplara, adaletin ise bir baskı ve sindirme aracına dönüştürülmesine sessiz kalmayacağız. Son dönemde muhalif belediyelere yönelik artan baskıların, Merkezefendi Belediye Başkanımız Şeniz Doğan ve belediye bürokratları üzerinde de hissedilmesi kabul edilemez bir noktaya gelmiştir.! Hiç kimse hukukun üzerinde değildir. Ancak ifadeye çağrıldığında kendi iradesiyle gidebilecek insanların şafak operasyonlarıyla gözaltına alınmasını, adaletin değil, toplumda korku ve güvensizlik yaratan bir anlayışın yansıması olarak görüyorum. Yargının görevi siyasi iradeye göre hareket etmek değil, herkes için eşit ve tarafsız biçimde adaleti sağlamaktır. Masumiyet karinesi, hukukun üstünlüğü ve kişi hakları hiçbir siyasi gerekçeyle görmezden gelinemez. Bir belediye meclis üyesi olarak, halkın iradesine, demokratik değerlere ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğim. Çünkü bugün bir başkası için sustuğumuz hukuksuzluk, yarın hepimizin kapısını çalabilir. Adalet bir ayrıcalık değil, herkesin hakkıdır."








