Pamukkale Üniversitesi Turizm Fakültesi’nden Doç. Dr. Burçin Kırlar Can, Doç. Dr. Hande Mutlu Öztürk ve Doç. Dr. Mehmet Ertaş tarafından yürütülen “Bells are tolling for thermal water: the case of Pamukkale, Türkiye” başlıklı çalışma, Anatolia: An International Journal of Tourism and Hospitality Research dergisinde yayımlandı. Araştırma, Pamukkale travertenleri ve Karahayıt bölgesindeki termal su kaynaklarının sürdürülebilirliğini tehdit eden riskleri bilimsel verilerle inceledi. Çalışma, bölgenin sadece Türkiye için değil, küresel ölçekte de önemli bir miras alanı olduğuna dikkat çekti.
TERMAL KAYNAKLARDAKİ AZALMA BELGELENDİ
Araştırmacılar, Pamukkale’de travertenleri besleyen doğal termal su kaynaklarının son yıllarda ciddi ölçüde azaldığını tespit etti. Buna paralel olarak Karahayıt bölgesindeki termal kaynaklarda da belirgin bir gerileme yaşandığı belirlendi. Bulgular, otel yöneticileri, mühendisler, akademisyenler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarından paydaşlarla yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda ortaya çıktı.
TEHDİT EDEN FAKTÖRLER NELER?
Çalışmada iklim değişikliği, kuraklık, kaçak sondajlar, aşırı su kullanımı ve yetersiz denetim mekanizmalarının termal kaynaklar üzerinde ciddi baskı oluşturduğu vurgulandı. Kaçak kuyular ve kontrolsüz sondaj faaliyetleri, tarımsal sulamada yer altı sularının yoğun kullanımı, azalan kar ve yağış miktarı ile termal suyun ısıtma ve diğer amaçlarla aşırı tüketimi başlıca risk unsurları arasında yer aldı. Yetersiz denetim ve bürokratik sorunların da bu olumsuz tabloyu derinleştirdiği ifade edildi.
UNESCO DÜNYA MİRASI İÇİN ACİL ÇAĞRI
Araştırmacılar, Pamukkale’nin yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan küresel öneme sahip bir doğal ve kültürel miras alanı olduğunu hatırlattı. Termal kaynakların korunmasının bölgenin geleceği açısından kritik önem taşıdığını belirten bilim insanları, kamu kurumları, turizm sektörü, yerel halk ve akademinin ortak hareket etmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Kaynakların korunması için acil ve bütüncül adımlar atılması gerektiği vurgulandı.





