SES Şube Başkanı Göçer, Eşitsizlik ve baskı üzerine kurulu her sistemin, işleyişinin “kurbanı” olanlara bir gün tayin ederek veya ilan edilmiş günlerinin içini boşaltarak adeta “gönüllerini” çalmak istediği vurgulayarak, “Günü sahiplenenler ise örgütlülükleri oranında seslerini duyurmaya çalışır. Bu minvalde seyreden sosyal hizmetler gününde, ya gücümüz ölçüsünde sorun ve taleplerimizi haykırırız veya egemenlerin reva gördüğü methiyeleri dinlemekle yetiniriz” dedi.

Denizli'de sendikacı Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması talep edildi.
Denizli'de sendikacı Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması talep edildi.
İçeriği Görüntüle

“HAKLAR SOSYAL YARDIMA DÖNÜŞTÜREREK İHTİYAÇ SAHİPLERİ BAĞIMLI HALE GETİRİLİYOR”

Dünyada olduğu gibi ülke coğrafyasında da toplumsal azınlığın zenginliği artarken açlık sınırı altında yaşama tutunmaya çalışanların sayısının her geçen gün çoğaldığını ifade eden Göçer, “Yönetenler ise zenginleri ve yoksullarıyla aynı anda övünebilecek kadar arsızlaşıyor. Yoksullara ve dezavantajlı gruplara hizmet vermekle yükümlü bakanlık, ayda bir milyarlık yeni bakanlık binasının kirasını mülk sahibi zengine ödemekte bir sorun görmezken yardım yaptığı yoksul sayısındaki artışı başarı olarak gösterebiliyor. Yoksulluğun ortadan kaldırılması değil de yardımların sürdürülmesi hedefleniyor. El koydukları toplumsal zenginliğin bir kısmını hak adı altında halka dağıttıkları dönemi aştıklarına inanan egemenler, hakları sosyal yardıma dönüştürerek ihtiyaç gruplarını inisiyatiflerine bağımlı hale getirmekte beis görmüyor” dedi.

“SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARININ HAKLARI GÖZARDI EDİLİYOR”

Mevcut kamu kurumları içinde en dezavantajlı konumda sosyal hizmet çalışanlarının yer aldığı belirten Göçer; “Yoksul ve dezavantajlı toplum kesimlerine hizmet verdikleri için ekonomik ve sosyal hakları da hizmet verdikleri kesim gibi kolayca göz ardı edilebiliyor. Diğer kamu kurumlarında kısmen de olsa uygulanan tazminat, fazla mesai, yıpranma payı gibi yan ödemelerden yararlanmadıkları gibi herhangi sosyal hakları da bulunmuyor. Her alanda olduğu üzere sosyal hizmet çalışanları da kararname ve taşeronlaştırma marifetiyle farklı statülere bölünerek yoğun bir iç rekabete sürüklenmiş durumda. Bununla da yetinilmemiş, çıkarılan yönetmeliklerle de çalışanların meslek sorumlulukları ve işlevleri belirsizleştirilerek çalışanlar arasında yıpratıcı çatışmalar yaratılmıştır” ifadelerini kullandı.

DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜNDE TALEPLER

Göçer, “Sosyal hizmetler emekçileri olarak özlük ve ekonomik haklarımızdaki kayıpları, idarecilerin bizleri sürükledikleri iç rekabeti, sendikalarımızda örgütlenerek ve ortak çıkarlarımız etrafında mücadeleyi yükselttiğimizde ve sosyal hizmetlerden yararlananlarla ortak hareket yarattığımız oranda başarılı olacaktır” dedi.

Açıklamada son olarak şu talepler sıralandı;

  • Irk, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, dil, din ve siyasi görüş, ulusal soy veya sosyal köken ayrımı gözetmeksizin sosyal hizmetlerin herkese eşit ve ücretsiz verilmesi,
  • Sosyal hizmetlerin ve sosyal yardımların yeniden yapılandırılması sürecinde sendikamızın ve meslek örgütlerinin görüş ve önerilerinin alınması,
  • Bağımlılık yaratan ve siyasi çıkaralar üzerinden kurgulanan değil, Hak temelli sosyal hizmet istiyoruz
  • Görevde yükselme ve unvan değişikliğinde mülakat kaldırılmalıdır.
  • Ek ders karşılığı çalışma kaldırılmalı, personel ihtiyacı kadrolu istihdamla karşılanmalıdır.
  • Fiilen genel idari hizmet sınıfı işlerini yapan yardımcı hizmetler personelinin sınavsız genel idari hizmetler kadrosuna geçişleri sağlanmalıdır.
  • Çocuk eğiticilerinin kadrosu genel idari hizmetler sınıfından çıkartılarak sağlık hizmetleri sınıfına alınmalıdır.
  • Vekaleten idarecilik kaldırılmalı, asil idarecilik kadrolarına liyakat ile seçim yöntemi ile atama yapılmalıdır.
  • Hukuksuz OHAL/KHK’leri sonuçlarıyla birlikte iptal edilmelidir. İhraçlar işlerine iade edilmelidir.
  • Tüm emekçilere 3600-7200 arası ek gösterge uygulamasına geçilsin.
  • Performans, ek ödeme, taban, teşvik, ilave zam değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret verilsin.
  • Çalışma yaşamının demokratikleşmesinin ilk adımı olarak idarecilerin atanması yönteminden vazgeçilsin. Liyakatı uygun olanların aday olacağı ve yöneticilik yapacağı emekçilerin oylarıyla bir ya da iki yıllığına seçimle belirlensin.