Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Denizli Şube Başkanı Hüseyin Özdemir yaptığı yazılı açıklamada, Tekin’in 4 Haziran 2023’te göreve başladığını hatırlatarak, bu dönemde eğitim sisteminin “kamusal, bilimsel ve laik” niteliğinin zayıflatıldığını savundu. Açıklamada, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakıf ve derneklerle yaptığı protokoller gündeme getirildi. Tekin’in TBMM bütçe görüşmelerinde tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunduğu belirtilen açıklamada, Bakanlığın bir soru önergesine verdiği yanıtta vakıf ve derneklerle imzalanan protokol sayısını 672 olarak açıkladığı aktarıldı.
Özdemir, protokol yapılan kurumların tamamının kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirerek, bu protokollerin eğitim alanının kamu yararı ve bilimsel ölçütler yerine siyasi iktidarın hedefleri doğrultusunda biçimlendirildiğini gösterdiğini savundu.
"MAARİF MODELİ" ELEŞTİRİSİ
Hüseyin Özdemir’in bir diğer eleştirisi "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ne yönelik oldu. Açıklamada, yeni müfredatın eğitim sendikaları, akademisyenler, bilim insanları, veliler ve eğitim emekçilerinin görüşleri alınmadan ve pilot uygulama yapılmadan hayata geçirildiği savunuldu.
Özdemir, “sadeleşme” gerekçesiyle bilimsel yöntem, eleştirel düşünme ve evrim teorisi gibi başlıkların zayıflatıldığını öne sürdü. Sendika, modelin evrensel değerler, çocuk hakları, demokrasi kültürü ve bilimsel eğitim yerine dini ve milli referansları merkeze alan bir anlayışı öne çıkardığını belirtti.
MESEM VE ÇOCUK EMEĞİ
MESEM uygulamaları da açıklamada ayrı bir başlık olarak yer aldı. Eğitim Sen, Mesleki Eğitim Merkezleri eliyle çocukların "eğitim" adı altında organize sanayi bölgelerinde ve ağır iş kollarında ucuz işgücü olarak çalıştırıldığını belirtti. Özdemir, bu modelin yetersiz denetim, çocuk emeği sömürüsü ve iş cinayetleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Eğitim Sen’e göre, eğitim politikalarında çocukların üstün yararı yerine piyasanın ihtiyaçları esas alınıyor.
OKULLARDA BÜTÇE, HİJYEN VE ALTYAPI SORUNLARI
Şube Başkanı Hüseyin Özdemir, okulların fiziki koşulları ve bütçe sorunları da eleştirildi. Eğitim Sen, temizlik personeli eksikliği, hijyen malzemelerinin velilere yüklenmesi ve altyapı sorunlarının sürdüğünü belirtti. Özdemir, Bakan Tekin’in Meclis kürsüsünde söylediği “Okullarda sabun var ama çeşmeden su akmıyor” sözünü, okullardaki hijyen, altyapı ve güvenlik krizinin göstergesi olarak değerlendirdi.
ÖZEL OKUL SAYISINDAKİ ARTIŞ
Eğitim Sen, özel okul sayısındaki artışı da kamusal eğitimin zayıflamasının işaretlerinden biri olarak yorumladı. Özdemir yaptığı açıklamada, MEB verilerine göre özel okul sayısının 2024-2025 eğitim öğretim yılında 14 bin 700’e yükseldiği, bunun bir önceki açıklanan resmi veriye göre 419 okul artışı anlamına geldiği ifade ederek, “Devlet okullarında kalabalık sınıflar, ikili eğitim, fiziki yetersizlikler, temizlik ve beslenme sorunları sürerken özel öğretimin alanının genişlediğini gözlemlemekteyiz.” Dedi.
ÖĞRETMEN POLİTİKALARI
Öğretmen politikaları başlığında ise mülakat sistemi, Öğretmenlik Mesleği Kanunu ve Milli Eğitim Akademisi eleştirildi. Özdemir,, mülakatların liyakat ilkesini zedelediğini, kariyer basamakları uygulamasının öğretmenler arasında hiyerarşi yarattığını ve öğretmen yetiştirme sürecinin merkezi/siyasi denetime açıldığını savundu. Açıklamada, ataması yapılmayan öğretmenler ile mevcut öğretmenlerin ekonomik sorunlar, mobbing ve sendikal ayrımcılıkla karşı karşıya olduğu da belirtildi.




