Bu soruyu son günlerde etrafımızdan daha sık duymaya başladık. Çocukların okuldan uzak kaldığı, sabahları alarm kurmadan uyandığı, günün büyük kısmının “Bugün ne yapsak?” sorusuyla geçtiği uzun bir yazın sonuna yaklaşıyoruz.

Şimdi okulların açılmasına az bir zaman kaldı. Ebeveynler olarak bu dönemde ister istemez insanın aklına bazı sorular geliyor: “Acaba tatili iyi değerlendirebildik mi? Çocuğum yeterince kitap okudu mu? Çok mu ekran izledi? Çok mu geç yattı? Bir şeyler öğrendi mi? Yoksa bütün yazı oyun oynayarak mı geçirdi?” Bir de bu soruların üzerine sosyal medyayı açınca başka çocukların yaptığı etkinlikleri, gidilen tatilleri, okunan kitapları, bitirilen kursları görünce insan kendi tatiline dönüp bir kez daha bakıyor. Oysa belki de önce başka bir soru sormamız gerekiyor:

“Bu yaz çocuğumuz nasıl hissetti?”

Çünkü çocukluk dediğimiz şey yalnızca kaç kitap okunduğu, kaç etkinlik yapıldığı ya da kaç yeni bilgi öğrenildiği üzerinden ölçülmüyor. Belki bu yaz çocuğumuzun uzun zamandır ilk kez canı sıkıldı. Belki mahallede arkadaşlarıyla saatlerce oynadı. Belki odasında saatlerce kendi kendine oyun kurdu. Belki de hiçbir şey yapmak istemediği günler oldu. Ve evet, belki biraz fazla ekran izledi. Bütün bunlar da yaz tatilinin bir parçası.

Geçtiğimiz günlerde ailelerle yaptığım sohbetlerde sık sık aynı konu karşıma çıkıyor: Ebeveynler çocuklarının tatilini dolu dolu geçirmek istiyor. Kurslar, sporlar, kitaplar, geziler, etkinlikler Çocuğun boş kalmasını istemiyorlar. Bunu çok iyi anlıyorum. Çünkü çocuğumuz için güzel bir yaz hayal ediyoruz. Onun hem eğlenmesini hem öğrenmesini hem de güzel anılar biriktirmesini istiyoruz. Ama bazen çocukların ihtiyacı olan şey, tam da bizim “boş” olarak gördüğümüz zamanlar oluyor. Bir çocuğun “Canım sıkılıyor.” demesi her zaman bizim hemen bir program hazırlamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Bazen canı sıkılacak, ne yapacağını bilemeyecek, evin içinde dolaşıp duracak. Sonra bir kutudan oyuncak çıkaracak, bir kâğıt bulup bir şeyler çizecek ya da kardeşiyle bir oyun kuracak. Çocukların hayal gücünün biraz da bu boşluklarda çalıştığını unutmamak gerekiyor.

Bir de tatilin en güzel taraflarından biri var: Birlikte geçirilen zaman. Belki büyük bir tatile çıkmadık, Her hafta sonu başka bir yere gidemedik. Ama akşamları balkonda oturup konuştuk. Birlikte yemek yaptık. Arabada uzun uzun sohbet ettik. Çocuğumuzun anlattığı ve bize çok önemsiz gelen bir hikâyeyi dinledik. Birlikte güldük. Çocukların yıllar sonra hatırlayacağı şeylerin hepsi büyük organizasyonlar olmayabilir. Bazen “Annem o yaz benimle her akşam dondurma yemeye çıkardı.” diye hatırlayabilir. Bazen babasıyla yaptığı bir bisiklet turunu, köyde oynadığı bir oyunu. Bazen de bütün ailenin aynı sofrada uzun uzun oturduğu bir akşamı. Bu yüzden yaz tatilinin sonuna gelirken kendimize biraz daha farklı sorular sorabiliriz. “Kaç kitap okudu?” yerine “Bu yaz en çok neye güldü?”, “Kaç etkinlik yaptık?” yerine “En çok hangi günü sevdi?”, “Derslerinden geri kaldı mı?” yerine “Bu yaz kendisiyle ilgili ne keşfetti?” Ve belki en güzeli: “Biz bu yaz birlikte ne yaşadık?”

Elbette şimdi okulun yaklaşmasıyla birlikte evin düzeni de yavaş yavaş değişecek. Geç yatmalar azalacak, sabahları alarm yeniden kurulacak, çantalar hazırlanacak. Ama henüz yaz bitmedi. Önümüzde hâlâ toparlanmamıza yetecek günler var. Belki bu son günleri “Artık okula hazırlanalım.” telaşıyla geçirmek yerine biraz daha yazın tadını çıkararak geçirebiliriz. Birlikte bir kitap okuyabiliriz. Akşam yürüyüşüne çıkabiliriz. Çocuğumuzun seçtiği bir filmi izleyebiliriz. Uzun zamandır ertelediğimiz bir ziyareti yapabiliriz. Ya da hiçbir şey planlamadan evde kalabiliriz. Çünkü çocukların güzel bir tatile ihtiyacı olduğu kadar, hatırlayabilecekleri güzel bir çocukluğa da ihtiyacı var. Şimdi dönüp bu yaza baktığımızda kusursuz bir tatil görmek zorunda değiliz. Belki planladığımız bazı şeyleri hiç yapamadık, çocuklarımızla istediğimiz kadar ilgilenemedik. Bunların olabilir. Hayat zaten kusursuz planlardan oluşmuyor. Önemli olan, tatilin sonunda çocuğumuzun hafızasında ne kaldığı. Belki bir dondurma, birlikte yapılan bir kahvaltı, saatlerce oynanan bir oyun. Belki de hiçbir özel sebep yokken kahkahalarla güldüğü bir akşam. O yüzden okulun açılmasına günler kala, çantaları ve kitapları düşünmeden önce bir an durup çocuklarımıza bakalım.

“Sen bu yazı nasıl geçirdin?” Belki vereceği cevap, bizim bütün yaz boyunca yaptıklarımızdan çok daha fazlasını anlatacak.