Filmlerde gördüğünüzde ağzınızın açık kalacağı sahneler yaşıyoruz. Çocuklar okula giderken güvende hissetmeyeli uzun yıllar oluyor. Özellikle akran zorbalığı onları okuldan uzaklaştırdı. Dünyada okul psikolojik danışmanlığı daha çok "okul psikologluğu" ile entegre ve yoğun klinik odaklı olabilirken, Türkiye'de daha çok "rehberlik" hizmetleri ve önleyici çalışmalar ağırlıklıdır.
Bu konuda birkaç önemli tez çalışmasını incelediğimde çalışmalardan sonuç almak şu zorluklarda tıkanıp kalmıştır. Öncelikle zaman yetersizliği, fiziksel ve kurumsal kaynak eksiklikleri, okul yönetimi ve öğretmenlerle iş birliği sorunları ve son olarak ta danışmanların iş yükünün fazlalığı.
Ekonomik ve maddi zorlukları bir kenara koyduğunuzda bile, insan odaklı bir eğitimin, öğrenciyi “bilgi alan bir nesne” değil, aktif, düşünen ve hisseden bir birey olarak görür. Bu yaklaşımın en önemli katkısı, öğrencinin sadece sınav başarısını değil, hayata uyum becerilerini geliştirmesidir. İşte tam da söylemek istediğim kısmı da burada devreye giriyor. Hayata uyum becerisi başlı başına bir deneyim, öz farkındalık ve özgüven toplamıdır. Akademik başarıya bu kadar odaklanan bir sistemin kör döğüşüne dönüşmesi düşündürücüdür. Esas odaklanmamız gereken akademik başarı ile psikolojik iyi oluş arasında denge kurabilmektir.
Tüm bunları olumlamak için aileye düşen görevler ise bana göre evrenseldir. Çünkü çocuk sahibi olmayı gönüllü olarak kabul etmiş ebeveynler için bu sayacaklarımı yapmak olmazsa olmazdır. Koşulsuz kabul ve destek sağlayabilmeli, gerçekçi beklentiler sunabilmeli, açık iletişim kurabilmeli, süreç odaklı yaklaşmalı, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyebilmeli, baskıyı değil rehberliği tercih edebilmeli ve en önemlisi okul ile iş birliği yapabilmelidir.
Daha önce defalarca bahsettiğimiz dijitalleşmenin olumsuz etkileri ile baş etmek için eğitim süreci de dahil olmak üzere ancak belirli yaşlara yasaklamalarla da önlem alınmalıdır.
Asla hiçbir çözüm tek başına yeterli olamayacağını kavrayıp tüm çözüm yollarının ortak birleşimi hareketi ile ilerlenmelidir.