Oz Büyücüsü’nde Dorothy, kasırganın evini de beraberinde sürüklemesiyle kendisini hiç bilmediği bir dünyanın içinde bulur. Dorothy evine dönebilmek için türlü maceralara girer. Yolda fantastik karakterlerle tanışır, başlarına gelmeyen kalmaz. Nihayetinde evine geri dönebilen Dorothy, şu meşhur sözle hikâyesini tamamlar. “There is no place like home” kabaca “ev gibisi yoktur.” der.

Takımımız da Basketbol Süper Ligi'ndeki ikinci maçında Tofaş mücadelesiyle PAÜ Arena'ya, yani ‘evine’, geri döndü. Maç öncesinde Basketbol Süper Ligi'nde 150 maça çıkmış, bunların 75'ini deplasmanda, 75'ini ise evimizde oynamışız. Deplasmanda sadece 17 maç kazanabilmiş, evimizde ise galibiyet sayımızı 37’ye çıkarmışız. Üstelik ilk sezonumuz (%28 civarı) haricindeki sezonlarda ev sahibi galibiyet yüzdemiz %50’nin biraz üzerinde neticelenmiş.

Sonuçlara bakarak, ev sahibi avantajımızdan bahsetmek için bu oranın yeterli olduğunu düşünmüyorum. Umarım bu sezon parkede oyuncular ile salondaki Denizlili basketbol seyircisinin bütünleştiği bir ortam yaratılır ve ev sahibi avantajını skorlara da yansıtırız. Bugün salon yeterince dolu olmasa da oyunu iyi takip eden, başta tartışmalı hakem kararları olmak üzere pozisyonlara anında tepki veren bir seyirci vardı. “Pota Arkası” da yine maçın başından sonuna bir iki serbest atışımız haricinde oyunun içindeydi. Oyuncularımıza evimizden daha iyi bir yer olmadığını hissettirdiler diyebilirim. Helal olsun çocuklar.

Maça içeride Marko’yu bulmaya çalışarak başlasak da ilk sayılarımız dışarıdan Bailey ve Ivey’in üçlükleriyle geldi. Savunmada Tofaş'ın tepeden oynadığı hücumları durdurmakta biraz zorlandık. Maç dengede gidecek görüntüsü verirken Tofaş kenar yönetimi 3 dakika henüz dolmuşken rotasyona başladı. Bu süreci iyi kullanan ekibimiz Meeks’le forvetten kurduğumuz oyunlarda sonuca gitmeyi bildi ve televizyon molasına 15-10 önde girdi. Periyodun ikinci yarısında bu kez ikili hücumları da durdurmayı başarınca çeyrek sonunda fark çift hanelere yaklaştı.

İkinci periyoda hücum ribauntları sonrası biri basket-faulle, diğeri dışarıdan gelen 6 sayı ve bir de hızlı hücum sayısıyla başladık; Tofaş'ı henüz çeyreğin başında çaresiz bıraktık. Skor 36-22'ye geldiğinde rakibimiz mola almak zorunda kaldı. Çeyreğin ortasında hücum ritmimizi biraz kaybeder gibi olsak da bir ara farkı 17 sayıya kadar çıkardık ve devreyi de 50-36 önde tamamladık.

İkinci yarıya maça başladığımız beşle çıkarken rakibimiz 3 oyuncu değiştirdi. Rakibimiz Yiğitcan Saybir'in sırtı dönük hücumlarında ters eşleşme ararken, bizim hücum planımız bu kez pota altına yapılan ataklar ve buradan dışarı çıkarılan toplarla bulunan üç sayılık atışlar üzerine kuruluydu. Yüksek yüzdeli atışlarımız sonucunda farkı bir ara 20 sayıya kadar çıkardık. Çeyreğin sonunda Tofaş, oyunu kaosa ve tam saha baskıya çevirdi. Bu planla birkaç kez başarılı olsalar da Koç Zafer Aktaş'ın yerinde molaları farkın erimesine izin vermedi. Maçtan 101-87 galip ayrılmayı bildik.

Bugünkü basketbol ve yüksek yüzdeli dış atış performansı gelecek adına umut verici; ancak bu takımın hem ligi hem Avrupa macerasını bu dar rotasyonla tamamlaması zor.

Rakibimizin 11 kişilik rotasyonuna, kısa süre parkede kalıp 3 faulle kenara gelen ve ikinci yarıyı eşofmanıyla takip eden Amzil'i saymazsak, sadece 8 oyuncuyla karşılık verdik. Yerli rotasyonumuzda Mahir, Egemen ve özellikle Erten Gazi inanılmaz mücadele ettiler ve yerli rotasyonunun bu ligde ne kadar önemli olduğunu net şekilde gösterdiler. Kadromuza en az 10 dakika civarında süre alıp katkı verebilecek bir yerli oyuncu daha eklersek, uzun sürecek sezonda Koç'un elini rahatlatacaktır.

Gelin, Denizli'de Oz Büyücüsü'nü yeniden yazalım. PAÜ Arena'yı gerçek evimiz yapalım. Salı günü ilk Avrupa maçımızda Slovakya temsilcisi Prievidza Basketbola karşı salonu hınca hınç dolduralım ve oyuncularımıza bir kez daha “There’s no place like home” dedirtelim.