İnsanın kendini anlamsız, baskıcı, tekinsiz ve çıkışsız bir düzenin içinde hissetmesini anlatır. Mantığı var gibi görünen ama insanı ezen, açıklanamayan bir durum.
Bu nasıl mı çalışır?
Ortada suç vardır ama ne olduğu bilinmez.
Kurallar vardır ama kimin koyduğu bilinmez.
Bireyler büyüyen sistemde giderek küçülür.
Masumiyet anlamsızdır.
Eskiden haberlerde bir iyi bir de kötü haber işitirdik. Kötü haberlerimiz dünyaya dair, güzel haberler insana dairdi. Bu sıralama size hayat kötü olabilir ama bu geçici, ardından güneş mutlaka açar mesajı içindi. Artık haber saatleri kötü haberlerin türevleri ile sürüp gidiyor.
Tahammül eşiği göz önünde yıldız gibi parlıyor. Her ne kadar görmekte imtina etsekte. Çünkü hepimiz kafka olduk. Sabah alarmlarıyla uyanmıyoruz artık. Ya da kuş seslerinin havayı çınlatan sesleri ile. Suç beklentisi ile uyanıyoruz. Herkes suçlu, herkes temkinli ajan filmlerinin figüran oyuncuları gibi yaşıyoruz. Nasıl işlediğini bilmediğimiz bir sisteme dahiliz, ama dilini bilmediğimiz için itiraz edemediğimiz. Açıklama beklerken prosedürler içinde boğulmamıza müsaade edildi. İnsan olmanın numaradan ibaret olduğu gözümüze sokuldu.
Zamanın içinde tekrarlanan her şey insanoğluna önce şaşırma hakkı bırakmaz, ardından da itiraz etme gereği. Bu ise normal olmayı tehlikeli hale getirir. Nasıl mı?
Adaletsizlik için olur böyle şeyler demeyi; yalnızlık için güçleniyorum aldatmasını; yorgunluk için hayat böyle geciktirmesini alışkanlık haline getirip, bir süre sonra uyku ile uyanıklık arasında reklam araları gibi yaşarsınız. Çünkü uyanmak için bir amacı kalmayan toplumlar çürümeyi hissederler ama kokuya o kadar alışmışlardır ki.
Pişmanlık geç kalmış bir olgunluk bir ahlak olduğundan yapmanız gereken zamanında yüzleşemediğiniz her şey ile yüzleşmeniz gerekir.
