Albert Camus’nün 'Sisifos Söyleni' adlı eserinin 1942 Ekim’inde Fransa’da ilk kez yayımlanmasının üzerinden tam 84 yıl geçmiş. Yunan mitolojisinde Korint Kralı olan Sisifos, olağanüstü zekası ile tanrıları defalarca kez oyuna getirmeyi başaran sıra dışı bir ölümlüdür. Mit, Sisifos’un nehir tanrısı Asopos ile yaptığı bir anlaşmayla başlar. Sisifos, baş tanrı Zeus’un, tanrı Asopos’un kızı Aigina’yı kaçırdığını öğrenir ve bu gizli sırrı tanrı Asopos’a ihbar eder. Sisifos’un ihanetine çok öfkelenen Zeus, hainin canını alması için ölüm tanrısı Thanatos'u görevlendirir. Ancak kurnaz Sisifos ölüm tanrısını kandırarak onu zincire vurur ve dünyada ölümleri bir süreliğine durdurur. Savaş tanrısı Ares'in araya girmesiyle serbest kalan Thanatos tarafından nihayet Ölüler Ülkesi'ne götürülürken bile pes etmeyen Sisifos, karısına kendisine cenaze töreni yapmamasını tembihler. Yeraltına vardığında ise tanrı Hades'e karısının saygısızlığını şikayet eder; durumu düzeltmek amacıyla yeryüzüne dönmek için izin koparır ve geri dönmeyerek tanrıların öfkesini bir kez daha üzerine çeker.

Bu bitmek bilmeyen aldatmacaların ardından ölümsüzlerin sabrı taşar ve Sisifos en sonunda yakalanarak “Ölüler Ülkesi’nde” bitmeyecek bir cezaya mahkûm edilir. Cezası, devasa bir kayayı dik bir dağın tepesine kadar tek başına yuvarlayarak çıkarmaktır. Ancak tanrılar kayayı öyle lanetlemiştir ki, Sisifos zirveye tam ulaşacağı sırada kaya en aşağıya, dağın eteğine geri yuvarlanır. Başarısının tam kıyısındayken her seferinde en başa dönmek zorunda kalan Sisifos, emeğinin ve çabasının hiçbir zaman sonuç vermeyeceğini bilerek bu anlamsız görevi sonsuza kadar tekrarlamaya mahkum olsa da her seferinde denemekten vazgeçmez.

Bugün maçta yaşananlar elbette bir Albert Camus “Sisifos” kurmacası değil ama kaybetmek üzere olanın çabası ve kazanmaya ramak kalınmış bir maçın öyküsüydü denilebilir.

Bugün maça takımımız düşük enerji ve savunmada gayretsiz başladı buna rağmen ilk çeyrek yakın skorlu geçti ve çeyreği de 16-17 geride tamamladı. İkinci çeyrekte Trabzonspor hücumda etkili ve yüksek yüzdeli hücum etmeye devam ederken takımımızın özellikle serbest atışlarda çok sayıda atış kaçırması farkın açılmasına neden oldu. Maç 16 sayı farka ulaştığında (24-40) çeyreğin bitmesine 01:57 dakika kalmıştı ve koç Zafer Aktaş daha önce Ergin Ataman’dan alışık olduğumuz çok önemli bir saha dışı hamle ile oyuncularını ve salonu maçın içine çekebilmek adına teknik faul aldı. Koç’un teknik faulü maçta yaşanan en önemli kırılma anlarından biriydi. Çeyreği 4-0'lık seri ile tamamladık ve ilk yarıyı 16 sayı yerine 12 sayı geride kapadık.

Takımımız 3. periyot savunmada dirençli ve ısıran, hücumdaysa penetre üzeri hücumlarla oynamaya başladı. Bu sekansı rakibimizi top kaybına zorlayan savunma ve basket ya da faul aldığımız hücumlarla geçirdik. Takımımızın enerjisi PAÜ Arena’ya taştı ve tüm salon savunmada ıslıklarla takımımızın bir parçası oldu. Çeyreğin sonunda 53-53 beraberliği sağlasak da Coupain'in üçlüğünü savunamadık ve çeyrek Trabzonspor’un 56-53 üstünlüğü ile tamamlandı.

Son çeyreğe Trabzonspor iyi girse de maçın bitiş düdüğüne 6 dakika kalana kadar yakın takibimizi sürdürmeyi başardık. Bu dakikalarda öne geçme fırsatı elimize geçse de değerlendiremedik. 59-63. Sonraki 2 dakikayı iyi değerlendiren Trabzonspor oldu ve yorgunluk belirtileri gösteren ekibimiz bir anda 9-0'lık seriye cevap veremedi ve 59-72 geriye düştü. Kalan dakikalarda tekrar vitesi yükselten ekibimiz son 1 dakika içine 2 sayıda geride ancak hücum sırası avantajı ile girdi. Forvetten oynadığımız ikili oyunda John Meeks, Mahir Ağva'ya topu indirmeye çalışırken top kaybı yaptı. Trabzonspor son 35 saniyede avantajını koruyarak karşılaşmadan 70-75 galip ayrıldı.

Camus, Sisifos mitini süreğen bir başarısızlık olarak okumaz; insanın belirli koşullar karşısındaki bilincini ve tutumunu sorgular. Camus için asıl mesele, Sisifos'un cezasının ne kadar ağır olduğu değil; bu anlamsızlığın farkına vardığında onunla nasıl yaşayacağıdır. Sisifos, durumunun bilincine vardığı anda trajik olduğu kadar özgürleşmiş bir figüre de dönüşür. Tanrılar onun eylemlerini belirleyebilir ama bu eylemlere yüklediği anlamı bütünüyle belirleyemez.

Sisifos taşıdığı kayanın en tepeye vardığında bir kez daha düşeceğini bilmesine rağmen nasıl vazgeçmemişse Koç da bugün takımına ve Denizli seyircisine yenileceksek de vazgeçemeyiz duygusunu verdi diyebiliriz. Büyük Devrimci Ernesto Che Guevara’nın dediği gibi “¡Hasta la victoria siempre!" (Zafere kadar daima!)